1 Ocak 2014 Çarşamba

Çocuk olmak, Çocuk kalmak...

Çocuktum, küçücüktüm, doğa üstü varlıkların korkunçluğuna inanarak büyüdüm. Cinler vardı, melekler vardı, periler vardı, şeytan vardı. İyi yaratıklar da vardı, kötüler de…
İnanmak istediğimden değil, gerçekliklerinden şüphe etmediğimden inandım belki de. Bilmiyorum.
Babannem anlatırdı. İnsanlara aşık olan, insanları kandıran, insanlara kötülük yapan ateşten varlıklar vardı. Bazıları o kadar aşık olurdu ki insana; aşık oldukları kadın hamile bile kalırdı. 
Kadınlara tecavüz eden kötü yaratıklar vardı hatta. Babannem bunları anlatırdı da neden anlattığını hiç sorgulamazdık. O yaşta sorgulamayı akıl edemezdik ki…
İğci baba vardı mesela, üç kız kardeşin üçüyle de sırayla evlenmişti bu adam. İlk iki kızı yemişti mesela. Üçüncü ve en küçük olan kız kurnazlık edip de yenmekten kurtulmuştu.
Sonra kendini düğünde sanan ama cin sofrasında sarma yiyorum diye keçi boku yiyen bir adam vardı. Sabah ağzında boklarla ölü bulunmuştu… “Iyyy babanne yaaa, iğrenç” demiştim de babannem “İğrenç falan deme, o adam onu hak ettiği için öyle ölmüş” demişti.
O zamanlar dua da okurdum ben. Ayet-el kürsi diye bir dua vardı. Babannem yatağa yattığımda bunu yedi kez okursam bana kötü ruhların musallat olmayacağını söylemişti. Ben de her gece yatağıma girdiğimde bu duayı yedi kez kendim için, yedişer kez de sevdiklerim için okurdum. Her sevdiğim için yedi kez okuduğumdan neredeyse saatlerce yatakta döner durur, uyuyamazdım. Şimdilerde düşünüyorum da ne kadar çok sevdiğim insan varmış o zamanlar. Oysa şu an bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sevdiğim insanlar.
Sorgulamaya başladığım günden beri ne inancım kaldı, ne güvenim, ne de masumiyetim. Çocuk aklımla kabullendiğim şeyler şimdi aman öf, bu ne yaaa…
Yorum Gönder