30 Ekim 2013 Çarşamba

Sorular, Sorular, Sorular...

Nasıl bir anda sarar tüm ruhu mutsuzluk?
Duyulan ufacık bir haberle nasıl yıkılır insan?
Koca bir senenin boşa gittiğine ağlamak yetmezmiş gibi gelecek bir yılın daha bilinmezlikle yok olup gideceğini biliyor olmak…
Şans oyunlarını sevmiyor oluşum hayatımın koca bir yılını şansa adıyor olduğum gerçeğiyle yüzleşiyor olduğumda canımı daha ne kadar çok acıtabilir?
Neden ucu bucağı bitmez sorularda yıpranıyorum ve yıpratıyorum kendimi?
Acaba ben de bir gün emeğimin karşılığını alıyorum diyebilecek miyim?
Yaptığım işten zevk alıyorken sınavlar yüzünden atanamayıp da kendimi yetersiz hissediyor oluşum özgüvenimden neden büyük büyük parçalar koparıp da hayatı bana zehir ediyor?
Bu dünyaya sadece ders çalışmak ve çalıştığım dersin yetersiz geldiğini düşünerek kendime eziyet etmek için mi geldim?
Kpss denilen illet yakamı bırakmayacak mı?
Onca sene dirsek çürüttükten sonra hakkım olanı alamadığım için eğitim sisteminin boktanlığı yüzünden dersanelere çuvalla para vermek zorunda mıyım?
Hani dersaneler kapatılıyordu?
Ölü sikici gibi bir düzen oturtmuş olan dersanelere muhtaç oluşumuz yine atanmış öğretmenlerin lanet olası sallarım başımı, alırım maaşımı triplerinden değil de ne?
Memurların yata yata göt büyütüyor olması hak mı?
Özel sektör neden bu kadar acımasız?
İzmir’de iş bulamıyor olmam aile şirketlerinde torpillerin iyi döndüğünden değil de neden?
Neden benim de torpilin hasını yapacak bir dayım yok?
Zeki olmak neden yeterli değil?
İlla yalakalanmak mı gerek?
El aman dilemeden hakkını aramak gerçekte var olan bir şey mi? 
Lanet olsun neden yaşıyorum ki ben?!
Yorum Gönder