13 Kasım 2010 Cumartesi

Siz Kendinize Acıdığınız Sürece, Acımayacağım Size!!!

Sözüme güvenmiyorsun niye soru soruyorsun?

Sözüme güvenmiyorsun niye benden yardım istiyorsun?

Sözüme güvenmiyorsun, kendi burnunun dikine gidiyorsun, peki niye beni rahatsız ediyorsun?

Senin zamanın kıymetli de benimki değil mi? Sen dünyanın senin etrafında döndüğüne inanıyorsun diye, benim dünyamın da senin etrafında mı dönmesi gerekiyor?

Niye beni boş yere uğraştırıyorsun?

Anlamıyorum gerçekten. Amacınız ne? Ne istiyorsunuz benden? Sıkıldım salak saçma sorularınızdan. Soru sormak için soruyorsunuz. Biraz mantık barındırsın şu sorularınız, o zaman kulunuz köpeğiniz olacağım yemin ederim.

Ama yok siz gelişine sordukça herşeyi, ben de gidişine küfredeceğim, saydıracağım size. Tamam anlıyorum, heyecan falan yapıyorsunuz ama olmuyor böyle! Ben sizin yüzeysel sorunlarınızla boğuşmak istemiyorum.

İlk önce oturun, bir sakinleşin. Düşünün basamak basamak neler yaptığınızı. Analiz edin hal ve hareketlerinizi. Nerde hata yapıyorum, neden olmuyor diye önce bir kendinize sorun.

Sahibinden ödül bekleyen minik köpekler gibi, gözlerimin içine bakıp benden sizi tasdiklememi beklemeyin artık. Acımıyorum size! Siz kendinize acıdığınız sürece de acımayacağım size!

Hiç yorum yok :