8 Mayıs 2010 Cumartesi

Töre Tüm Karanlığıyla Hüküm Sürüyor...

Şimdi bu yazıda niye Fatma Giriğin fotoğrafı var diyeceksiniz bundan eminim. Kitap eleştirisinde bir sinema sanatçısının işi ne olabilir ki cümlelerinizi duymaktayım şu an :D ya da ben bu cümleleri bir yerlerimden uyduruyorum empati yaptığımı sanarak her neyse işte.

Belki izlemişsindir Fatma Giriğin başrolünde oynadığı leke filmini, oldukça eski yapım bir film olup Fatma Hanım bu filmle ilk başrol oyunculuğu tatmıştır.

Leke filminin hem yönetmenliğini hem senaristliğini Seyfi Havaeri yapmıştır.

İşte o filmden kitap raflarına yolculuğa çıkmıştır semer kitabı. Kanayan yarasıdır doğunun semer. Kız çıkmassa gelin... Bağlanır sırtına semer...

Semer'in yazarı Vural Paker ülkeme bir ilk daha veriyor bu kitapla, ilk soyut köy romanı.


Soğuk ölümün ardında bir ablanın gözünü kör eden acıyla sürükleyen satırlar insanın içine nefretle dolduruyor. Paranın insanı nasıl ezdiğini gözler önüne seriyor tekrardan bu roman.

Bir solukta okuyacağınızdan eminim Fındığı...

Elimden düşüremediğim kitabın fotoğrafını çekmeden olmazdı tabi :)


Otuz yıl öncesinin köy romanlarına yeni bir soluk... Bütün damarlarımda hissederek bir solukta okudum kitabı. Cümlelerin sadeliği beni benden aldı.


Kaleme dökülen şive ise oldukça basit ve anlaşılırdı. Beynimde canlandırmam çok kolay oldu.

He sayfasında Fatma Giriğin o takdire şayan oyunculuğu gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti. O kadar ki filmi tekrar izlemek istiyorum.

Kitap hakkında ufak bir bilgi vermem gerekirse de:


Köyün yetim kızlarından Nazlı ağanın oğlu Bozanla evlenir. Köylünün eleştiri yüklü bakışları arasında gerdek gecesine adım atan iki genç, dışarda beklenen kanlı çarşaf uğruna sıkılan silahların etkisiyle korkuya yenik düşer. Ve beklenen gerçekleşmeyince de ağanın oğlu olması nedeniyle bu olanı hazmedemeyen erkeğin canından çok sevdiğine düşmanın yapmayacağı bir şeyi yapmasıyla olay devam eder.

Türk kahvesi eşliğinde, sıcacık havanın verdiği özgürlükle portakalda etrafımdan çok kitapla ilgilendiğim için arkadaşlarımdan azar işitmiş olmama rağmen bir kaç kare de fotoğraf çektim okumaktan vakit bulunca.

Kitap elime Karşıyaka Halk Kütüphanesi sayesinde geçti. Aslında kendi kitaplığım için satın almayı düşünüyordum ama fiyatını öğrenince vazgeçtim. En nihayetinde beynimdeki kütüphanede yerini aldı semer :) Kitaplığım bu kitaptan mahrum kaldığı için üzülmüyor da değilim ama neyse... Öğrencilik zor iş. Cep delik cepken delik, yen delik mintan delik, kevgirmisin be kardeşim mısraları dökülüyor dilimden.

Neyse kalın sağlıcakla...





3 yorum :

elifin terazisi dedi ki...

Töreleri batsın, kitabı not aldım ben de kütüphaneye bakacağım.

Onuncu Köyün Adamı-Mavi Tutku dedi ki...

Güzel bir hatırlatma ve paylaşımdı.
Çocukken yazlık sinemamız vardı o kadar çok film seyrettimki birbirlerinin içine girdiler adeta.
Fakat bu eski filmlerde hem saflık hem cahillik vardı..şimdikilerde ne var?

Profösör dedi ki...

Cahil kalalım ki kitap okumayalım. Parayla kitap mı olurmuş..