29 Nisan 2010 Perşembe

Seftesi Benden Bereketi Rabbimden

Baharın bu yönünü seviyorum. Çiçekler açıyor böcekler uçuşuyor, güneş tepemizde gülümsüyor, polenler uçuşuyor arılar vızıldıyor, güller mis kokularıyla insanları mest ediyor...

Hele ki bahçesinde envayi çeşit meyve ağacı olanlar baharı daha bir fazla seviyor örneğin ben gibi :)
Sabah kalktım gözlerimi ovuştura, ovuştura pencereyi açtım, hem dedim oda havalansın hem ben de biraz temiz hava alayım. Bir baktım ki dutlar olmuş.
Kahvaltımı yapıp zor attım kendimi bahçeye :)
Doya doya yedim dutlardan...
Yetmedi evdekilere de topladım avuç avuç...
Zaten erikler de olmuştu bahçede... Mahallenin veledleriyle aramız limonu erikler yüzünden bakalım dutun olduğunu görünce ne yapacaklar.
İzin almadan dalmışlar geçen bahçeye biz evde yokken, canııımmm ağacın dalını budağını kırmışlar. Yazık, günah yaaaa o da canlıı hem de en yeşil zamanında kıyılır mı yaa!
Biz o ağaçlara gözümüz gibi bakıyoruz yemin ederim. Çiçek açtı, toprağı az geldi ay yazın kurumasın diye hortumlarla suluyoruz, kol gibi geliyor su faturaları da biz boğazımızdan kesiyor muyuz da onların suyundan kısalım diyor yine de suluyoruz. Elalemin iki-üç yaramaz çocuğu görgü bilmezlerinden kırsın dalını budağını diye dikmedik o ağaçları bahçeye!
Gelsinler efendi gibi izin alsınlar, girsinler gözümüzün önünde bahçeye canımı yesinler.
Bak izinli giripte kırsalar dalını budağını yine bir şey demem ama dağ başı mı burası kardeşim yaptıkları resmen hırsızlık.
Yazık günah yaa...
Neyse dut mevsimi başladı benden söylemesi :)
Ahanda kanıtı kocaman kocaman fotoğraflarla miss gibi dutlar








5 yorum :

Liliputana dedi ki...

Şu dutu ağaçtan koparım yemek gibisi yok. Zaten biri toplasa getirse yemem hiç sevmem öyle.. Sanırım memleketimi özledim ben. Teyzemin bahçesinde de var kocamaan bir dut ağacı. Aman cAt! Nasıl da canım çekti, aşkolsun..

!♥ tuana ♥ ! dedi ki...

Ağaçtan meyveyi koparıp yemek dünyadaki en büyük mutluluk sanki:)
Bizimde ağaçlarımız var.Bahçe dışına ektiğimiz incir ağacının incirlerini mahallenin çocukları yiyiyor.Önce izin almadan kopardıkları ve dalları kırdıkları için kovalıyordum minik sıpaları. ama sonra hırsız olmasınlar diye ağacı onlara tahsis ettik.

Dutları ağaçta oturup yemekte ayrı bir zevk oluyor, oh mis gibi afiyet olsun:)

Kısaca Fd dedi ki...

bu konuda her yıl istediğimi alıyorum.Bir sürü dut ağacımız var bizim.Zaten Malatyanın kayısısı gibi dutu da ünlüdür.Pekmez yapar annem.Yani öyle az değil.600 KG kadar oluyo pekmez.Sabah 4 te buz gibi soğukken hava daha tatlı oluyo onlar.

jeliboncuk dedi ki...

yaa ama bu yapılırmı kedicik yaaa nasıl canım çekti varya :) gidicem komşunun bahçesine şimdiii:)

cAt dedi ki...

Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe delikanlınınsa Piremus. Komşu olduklarından birlikte büyüdüler. Çocukça başlayan aşk ateşi, serpildikçe onlarla birlikte büyüdü. Aileleri hiç istemezdi görüşmelerini. Birbirlerine uygun olmadıkları düşünülürdü nedense? Oysa onlar ölesiye bir aşk beslemeye başladılar birbirlerine. İkisinden başka kimselerin bilmediği bir sırları vardı. İki evin arasındaki gizli çatlak. Bazı geceler gizlice bu aralıkta buluşur, birbirlerine seslerini duyurup aşklarını sözcüklere dökerlerdi. Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe, ağaca Piremus'dan önce varmıştı. Gittiğinde, avını yeni yemiş, ağzından kanlar akan kocaman bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkarak bir mağaraya doğru koşmaya başladı. Boynundaki eşarp, farkında olmadan düşüverdi. O sırada Piremus geldi gördükleri karşısında donup, kalmıştı. Kocaman aslan, ağzında kanlarla birlikte, biricik sevgilisi Tispe'nin eşarbını parçalıyordu. O an aklına gelen ilk ve tek şey, aslanın Tispe'yi öldürerek yediğiydi. Tispe'siz yaşayamazdı. Aklından geçen, sadece aşkı uğruna canına kıymaktı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Kanlar içindeki cansız bedeni yere düştü. Tispe'yse korkusunu bir kenara atıp, bir an önce aşkını görmek için mağaradan çıkmaya karar vermişti. Ağacın altına geldiğinde, o korkunç sahneyle yüzleşti. Piremus'un cansız vücudu yerdeydi ve elinde Tispe'nin düşürdüğü eşarbı tutuyordu. Tispe sevgidi gencin elindeki eşarbı ve uzaklaşan aslanı görünce anladı herşeyi. Tispe bir an bile düşünmeden hançeri çekip çıkardı ve kendi göğsüne götürdü. yaşadıkları ölesiye derin bir aşktı ve onları ölüm bile ayırmamalıydı. Az sonra sevgili Piremus'un bedeninin üstüne yığıldı. O anda tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzleştirmek istediler ve bu çiftin üstünde duran ağacı, onların aşkına adadılar. Piremus'un kanını bu ağacın meyvalarına, Tispe'nin gözyaşlarınıysa, ağacın yapraklarına verdiler. O günden beri kara dutun çıkmayan lekesini, dut ağacının yaprakları temizler..

gerçekten harika bir efsane...