3 Nisan 2010 Cumartesi

Anılar (öykü)

Kendimden kaçıyorum. Uykuya sığınıyorum. Arada bir çocukluğumdan kalma bir alışkanlıkla kemiriyorum tırnaklarımı. Sonra kızıyorum kendime, küçük görüyorum davranışlarımı.

Az cetvel indirmedi öğretmenim ilkokulda ellerime ağzımdan çekeyim diye parmaklarımı. Akıllanmadım. Büyüdüm...

Sahi şimdi okullarda dayak yasak. Bizim zamanımızda sıra dayağı vardı, o da yetmedi mi tahta kenarında utanç içinde dersin bitmesini beklerdik. Bir gün ben de nasibimi aldım bu tahta önü utancından sebep neydi hatırlamıyorum bile...

Mavi önlüğümü halam almıştı. İlk önlüğümüyse annem dikmişti. Hiç kolalı yakam olmadı. Annem şöyle bir ütülerdi tamam. Ama dantel yakasız hiç gezmedim. Sever annem danteli hala örer orası ayrı konu. Evin her yeri masa üstleri, sehpalar, koltuklar, tv üstleri hep nasibini aldı bu sevgiden, yakalarım bunların yanında hiç bir şey...

Hava çok soğuk oldumu önlüğümün altına kot pantolonumu giyerdim. Dizleri hatırladığım kadarıyla hep çok giyilmekten aşınmış olurdu.

Hiç yeni kıyafetim olduğunu hatırlamıyorum çocukluğumdan. Teyzelerimin benden büyük kızları vardı. Onların küçülenleri bana kalırdı. Benim küçülenlerim ise kardeşime. Doğal kıyafet döngüsü gibi bir şey olsa gerek bu.

Yırtık kıyafet ayıplanırdı, yamardık yırtığı, söküğü... Elim dikişe yatkın ondan. Küçük yaşta öğrendim geçim sıkıntısını...

Devamı gelecek burada kesiyorum bugünlük bu kadar...

8 yorum :

MOMOL dedi ki...

yazını okuduğumda ne kadar benzer şeyler yaşadığımızı farkettim...
özellikle doğal kıyafet döngüsü dediğin olayın içinde bende vardım:)

SİYAH KELEBEK dedi ki...

momola katılıyorum çocukluğum geldi aklıma. Bu ara harbi senin gibi bende paranoyak oldum. Yaşlanıyorum ben bunu hissediyorum.

Ama inan ki o yokluk günlri var ya huzur vardı be. Kalabalık aile vardı. Babaanneler dedeler hep beraber mutluyduk. ahh be valla içim acıdı yine. Yok bu blog alemi fazla sürmez beni öldürür .

SİYAH KELEBEK dedi ki...

momola katılıyorum çocukluğum geldi aklıma. Bu ara harbi senin gibi bende paranoyak oldum. Yaşlanıyorum ben bunu hissediyorum.

Ama inan ki o yokluk günlri var ya huzur vardı be. Kalabalık aile vardı. Babaanneler dedeler hep beraber mutluyduk. ahh be valla içim acıdı yine. Yok bu blog alemi fazla sürmez beni öldürür .

cAt dedi ki...

siyah kelebek deme öyle :( öldürmez yaşantına renk katar.

SirEvo dedi ki...

Vay be, bildiğin "çocukluğuma indik" yahu :D

şekellikk dedi ki...

Senle konuşmaya ihtiyacım var.Bu yazının altına hiç gitmedi biliyorum:(

sufi dedi ki...

Yırtılan çoraplarımız mermer yumurtalarda yamanırdı.Bayat ekmekler yumurtayla kızartılıp tatlı yapılırdı.O zamanlar bir bereket vardı yokluklarımız yanında.Şimdi tercih ve beğenilerimiz şaştı.Sevgilerimle.

elifin terazisi dedi ki...

Cat benim çocukluğum da böyle, geçti. Şimdi benimkiler daha farklı yaşasın diye çırpınıp duruyorum...