15 Mart 2010 Pazartesi

Söylenmesi Gerekenler, Söylemeyenler...

Çocukluğumun neredeyse tamamı bahçemizde, ya da sokak aralarında oyun oynayarak geçti.

Otlardan yatak yapardık, çimenlerin üstünde bayır aşağı yuvarlanırdık. Dizlerimdeki çimen lekeleri hiç çıkmazdı. Çoğu zaman saçımda başımda ufak ot kırıntıları olurdu. Tırnak aralarımda illa çamur dururdu.

Çamurdan kaleler yapardık. Sırayla ağzımızla su getirirdik, en küçükten başlardı en büyüğe kadar. Bazen kavga çıkar saç saça baş başa girişirdik. Bahçe bahçe gezer dut,erik, yemiş (incir) toplardık. Papatyalardan taç yapardık. Doktorculuk oynamazdık, baytarlık daha eğlenceli gelirdi. Kedilerin peşinden koşardık ama kuyruklarına teneke bağlamazdık.

Saklambaç oynardık, ebenin kim olduğu önemli değildi. Hatırlıyorum ananemin eteğinin altına bile saklandığım olmuştu.

Taştan duvar örerdik ev yapıyoruz diye. Hep baba ben olurdum sırık boyum nedeniyle. Kız erkek ayrım gözetmezdik oyunlarımızda.

Büyüdük... Büyüdükte ne oldu? Hala oyun oynuyoruz. Ama bu sefer oyunlarımız planlı programlı. İçimizden geçenleri karşımızdakine söyleyemeden kuruyoruz cümlelerimizi.

En basitinden beğenmediğimiz bir şeye övgüler yağdırabiliyoruz.

İçimizdeki içimizde kalıyor, dışımızdaki bizi tanımıyor. Kendimizi unutuyoruz eksik cümlelerimi yüzünden. Oya çocukken ne kadar güzeldi yalandan uzak samimiyete yakın...

İstemem Eksik Olsun!

Ya ne yapmak lâzımmış?
Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi,
Bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi,
Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı?
Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı?
İstemem eksik olsun!


Herkes gibi, koşarak
Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak?
Yoksa nâzırın yüzü gülecek diye bir an
Karşısında takla mı atmak lâzım her zaman?
İstemem eksik olsun!

Ricaya mı gitmeli?
Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim?
Yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim?

İstemem eksik olsun!

Tazıya tut, tavşana Kaç mı demeli?

Belki kaz gelir diye bana Tavuk mu göndermeli?

Yoksa bir fino gibi Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi?
İstemem eksik olsun!

Bir kibar salonunda Kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda,
Marifet şi’re koyup kameri, yıldızları,
Aşka getirmek midir, evde kalmış kızları?

İstemem eksik olsun!

Yahut şan olsun diye,
Meşhur bir kitapçıya giderek, veresiye
Şiir mecmuası mı bastırmalı?

İstemem Eksik olsun!

Acaba bulup bir alay sersem
Meyhane köşesinde dâhi olmak mı hüner?
İstemem eksik olsun!

Bir tek şiirle yer yer Dolaşıp da herkesten alkış mı dilenmeli?
İstemem eksik olsun!

Yoksa bir sürü keli
Sırma saçlı diyerek göğe mi çıkarmalı?

Yoksa ödüm mü kopsun bir Allah'ın aptalı
Gazeteye bir tenkid yazacak diye her gün?
Yahut sayıklamak mı lâzım:

“Adım görünsün Aman! ” diye şu meşhur 'Mercure Ceridesi'nde
İstemem eksik olsun!

Ve tâ son nefesinde
Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek;
Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek,
Karşısında zoraki sırıtmak her abusun.
Eksik olsun istemem,

istemem eksik olsun!

Fakat şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya;
Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya.
Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı
İsteyince şapkayı ters giymek,

karışanı Olmamak.

Bir hiç için ya kılıcına veya Kalemine sarılmak

ve ancak duya duya Yazmak,

sonra da gayet tevazuyla kendine;
”Çocuğum! ” demek,

”Bütün bunları hoş gör yine,
Hoş gör bu çiçekleri, hattâ bu kuru dalı,
Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!
Varsın küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,
Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.
Ara hakkını hattâ kendi nefsinden bile.
Velhasıl bir tufeylî zilletiyle
Tırmanma!

Varsın boyun olmasın söğüt kadar,
Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?

Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına! ”


Artık böyle düşünenler yok... Neyse diyorum hep neysee keşkelerin gölgesinde...


(şiir alıntı- Cyrano de Bergerac - İstemem eksik olsun)

3 yorum :

SirEvo dedi ki...

Of biz eskiden amma muçi oynardık geceleri ya, şahane olurdu. :D

beyazın istilası dedi ki...

çamurdan ev yapardık bizde; birde çarşafın altında ruh çağırmaca:PPP

EBRULİİİ dedi ki...

çamurdan pasta yapardım sonra annemlere ikram ederdim. benim çocukluğum yalnız geçti...