30 Ağustos 2013 Cuma

Medianeras, Çarpık Kentleşmenin İçinde Kaybolup Giden Çarpık İlişkiler...


"Terk edilmiş bir ülkenin aşırı kalabalık şehri. Bu şehirde binlerce bina gökyüzüne doğru yükseliyor. Gelişi güzelce... Uzun bir binanın yanında kısa bir bina. Orantılının yanında orantısız. Fransız tarzının yanında tarz yoksunu bir bina.

Bu çarpıklıklar muhtemelen mükemmel bir şekilde bizi temsil etmekte. 

Estetik ve ahlaki çarpıklıklarımızı...

Hiçbir mantığı olmayan bu binalar, kötü planlamanın eseri.

TIPKI HAYATLARIMIZ GİBİ!

Nasıl yaşamak istediğimize dair hiçbir fikrimiz yok. Sanki bir mola yeriymiş gibi yaşıyoruz."

Medianeras kendimizi eleştirmemiz için ruhumuza bir delik açıyor. Aynalara ters duran yüzlerimizle karşılaşıyoruz o delikte. Kendimize dönüyoruz yüzümüzü. 
Eksiklikler nerede başlıyor, nerede bitiyor?
İhtiyacımız olan şey tam olarak ne?
Nelerden mutlu oluyoruz, neyler bizi mutsuz ediyor?

Şehir yaşamında daha ne kadar yalnızlaşabiliriz?
Nereye kadar yitip gidecek hayatlar milyonların içinde?

İzlenesi bir film. Tavsiye ederim.

Shingeki no Kyojin, Devlerin Aşkına Aylardan Sonra En Sevdiğim Anime


İnsanoğlunun sonu yüksek duvarların ardında devlerin her an onları yok edeceği korkusuyla yaklaşmaktadır...
Bir kaç askeri birliğin duvarları savunmasıyla ve de keşif operasyonlarıyla devlere karşı durulmaktadır.

Gençlik bazen korku içinde olanlara şahit olurken bazen de devlerin yemeği olmaktadır.

Devlerin zeka yoksunu oluşu biraz da olsa geleceğe umuıtla bakılmasını sağlar ama bir an gelir ve her şey alt üst olur... 
Bir insan gibi düşünerek hareket eden bir dev her şeyi alt üst eder! 
Artık çok fazla umut kalmamıştır. 
Dev duvarların ardında sıkışıp kalan insanoğlunun tek bir umudu kalmıştır ellerinde. 

"EREN JAEGER"

Takip edilesi bir seri. İnsan izlerken o heyecanı iliklerine kadar hissediyor. Tamamlanmamış oluşu bazılarımızın canını sıkıyor (ki benim mesela) olsa da hafta hafta bekleyerek izlemek insana büyük bir haz veriyor.

Dayanamam ben öyle beklemeye, bir oturuşta izlemeliyim diyorsanız bekleyin ki bitsin :)





12 Ağustos 2013 Pazartesi

Çakıl Taşı...


Ramazan dedik, oruç dedik...
Koca bir ay göz açıp kapayana kadar geçti gitti.
Bayram geldi dedik...
Üç gün misafirlerle, baklavayla, sohbetle, aile ziyaretleriyle geçti gitti.
Tatil bitti.

Yeni bayramları en güzel duygularla geçirmek dileğiyle...

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Ramaz Ayına Yakışır El Açması Börek


Acısıyla tatlısıyla geçip gidiyor bir Ramazan ayı daha...
Yeri geldi evde açtık orucumuzu, yeri geldi misafirlikte, yeri geldi gezip tozarken...
Bazılarımız oruç tuttu, bazılarımız tutmadı.
Önemli olan daima bir arada olmaktı.

Annem uzun ısrarlarımı kıramadı ve bana el açması börek yaptı.
Ramazan bitiyor dedim, canım çekiyor dedim, eline yapışacak değil ya dedim, altından girdim, üstünden çıktım, yıkadım, yağladım, şımarttım, pohpohladım.
Kırmadı, kıramadı beni annecim.
Ve sonucunda börek miss gibi pişti.

İftarda afiyetle yenecek bu harika.
Herkese şimdiden afiyet olsun.

Rabbim orucunuzu kabul etsin.


1 Ağustos 2013 Perşembe

Rooftop Prince, Güney Kore'den Eğlenceli Bir Dizi :)



  

Prens Lee Gak zamanda yolculuk sonucunda kendini şimdiki zamanda bulur. 
Geçmişten gelen bir Prens ve yanındaki üç görevlisi kendilerini bir çatı katında bulur.
Bu dörtlüyü de evinde korkuyla izleyen güzeller güzeli Park Ha'dır.

Park Ha kısa bir süre önce Güney Kore'ye ailesini aramak için geri gelmiştir.
Evindeki yabancıları görünce şok geçirir. 

Olaylarımız böyle başlıyor. 
Çoğu zaman eğlenceli ve güldüren bir diziyle karşı karşıyayız.
Bir tutam aşk, bir tutam hüzün, bir tutam göz yaşı, bir tutam komedi ve bir tutam da kahkaha dizimizin karışımını oluşturmakta.

Kin, nefret, öfke, entrika, yalan yok mu?
Güney Kore dizilerinin olmazsa olmazı olan o duygular ve o olaylar da tabii ki var.
Eksik olması beklenemezdi.

Eğlenceli zaman geçirmek isteyenlerin izlemesini tavsiye ederim :)








Çaykur Didim, İyidir Didim, Didi Dedim :)


Televizyonda uzunca zamandır Didi reklamları dönüyor. Öyle merak edip de alasım gelmemişti. Soğuk çay en nihayetinde deyip geçiştiriyordum. 

Evde kullandığımız çay da Çaykur falan ama ne bileyim mucizeler yaratabileceklerine ihtimal vermiyordum. Taa ki bu gece kardeşim Didi alalım o daha fazla hem diğerleriyle aynı fiyat deyinceye kadar.

Aldık, içtik, memnun kaldık.

Hem 500ml oluşu, hem de fiyatının uygun oluşu güzel. Bu güzelliklerin yanında da tadı oldukça güzel. Yoğun aroması insanı mutlu ediyor. 

Denenmesi gerek diye düşünüyorum bu yüzden. 

Hatta piyasada oldukça tutulacağını bile söyleyebilirim. O kadar iyi yani.