30 Mayıs 2013 Perşembe

Hangi Kargo?


Bazen sevdiklerinize hediye göndermek istersiniz... 
Haberi olmasın istersiniz. 
Böyle yüzünde güller açsın istersiniz sevdiğinizin... 
İşte öyle bir düşünceyle sevdiğim biri Yurt İçi Kargoyla hediye göndermiş bana. 
Sağ olsunlar getirdiler hediyemi sağ salim diyordum ki açtığımda şok oldum. 
Fincanım sağlamdı ama fincan tabağımın canı yanmıştı... 
Keşke dedim, keşke kurye gitmeden gözü önünde açsaydım da bu lanet olası fiyaskoyu görselerdi. Görselerdi de başkası böyle durumlara düşüp de üzülmeseydi...

Nefret ediyorum işini doğru düzgün yapmayan kurumlardan!

Yurt İçi Kargo benim gözümden düştü bu durumla...

Fincanımın yalnız boynu bükük kaldı :(


Kitaptan Beyaz Perdeye, Göçebe

Gençler arasında çılgınlık boyutunda olan Alacakaranlık Serisinin yazarı Stephenie Meyer'in bir başka kitabı olan Göçebe'nin de beyaz perdeye uyarlanmış hali yine çok konuşulacak gibi gözüküyor.

Yine büyük bir aşk kurgusuyla karşımıza çıkan yazar bu sefer çok daha fantastik bir kurguyla okuyucusunu kitaba kilitlemeyi başarmış. Bu başarısından olsa gerek ki sinema sektörünün de ilgisi uyanmış ve sonucunda da The Host beyaz perdede.

Çekimleri şu tarihten yaklaşık bir buçuk sene önce başlayan filmin daha ilk çekim aşamalarında bile heyecanlı bir bekleme içerisine girmiştim.

Blogumu takip edenler bilir kitap okumayı oldukça seven biriyimdir. Kitap okumanın yanı sıra bir de kitap uyarlaması filmleri de takip etmeye çalışırım. Bu kitap da öyle bir bekleyişe değerdi ki tadı damağımda kaldı.

Kitaptan ne kadar etkilendiysem, filmden de bir o kadar etkilendim. Beyaz perdeye aktarılan bir çok kitabın sağı solu senaristler tarafından çarpıtılıp yamultuluyor ve tadı kaçıyor olsa da bu filmde bire bir kitaba sadık kalınmış olması aldığım zevki kat be kat arttırdı diyebilirim.

Kitabı okurken hayalimde canlandırdığım karakterlerin naifliği, görselliği, bakışları bile o kadar iyi yakalanmıştı ki çok çok çok etkiledi bu durum beni. O içsel çatışmaların bu kadar iyi yansıtılması da ayrıca filme tam puan vermeme neden oldu.

Dünya'nın aşırı saldırgan ve kendini yok etmeye meyilli insanları uzaylıların o kadar ilgisini çekmiş olacak ki Dünya'yı kurtarmak için istila etmişler... İstila ettikleri gibi kalsalar içimiz yanmaz çünkü tek istila ettikleri Dünya değil. İstiladan en büyük nasibini alanlar insan bedenleri!


Nasıl olur demeyin, bilim kurgu bu her şey olur. Önce kitabı okuyun, ardından da filmi izleyin. Pişman olmayacaksınız.

Aradığınız aşksa bu film de bir Twilight kadar barındırıyor aşkı...
Aradığınız farklılıksa bu film bir o kadar farklı senaryoya sahip.
Aradığınız yardımlaşmaysa o da var. İzlerken eğlenceli zaman geçireceğinizden eminim :)

İyi seyirler.



29 Mayıs 2013 Çarşamba

Tupperware Her Yerde


Tupperware 60 yılı aşkın bir süredir hayatı kolaylaştıran dizaynlara sahip ürünleriyle tüketicinin yüzünü güldürmekte. 

Bir çok arkadaşımın dilinden düşmeyen bu kullanışlı ev eşyaları bir kaç gün önce benim de hayatıma girdi. Ne olarak mı? Suluk... Yanlış duymadınız suluk.

15 yıldır Türkiye pazarında kendine yer edinmiş bu marka şimdilerde oldukça ünlenmiş olduğundan denemekten zarar gelmez mantığıyla hareket edip kendime bir tane yeşilinden bir suluk aldım.

Suluk deyince kendimi çocuk gibi hissediyorum ama yemyeşil rengi gördükçe canım su içmek istiyor.

Oldukça kullanışlı ürünler ürettiğini inkar etmeyeceğim bu marka, dizaynlarının hakkını verecek ölçüde de pahalı. Bildiğiniz bir çok ürün cep yakan fiyatlarla satışa sunuluyor. 15yıldan sonra anca ünlenmiş olması fiyatlarının bir nedeni olsa gerek diye düşünüyor insan.

Arkadaşlarımdan duyup da ulaştım bu ürüne. Organik dediler, sağlıklı dediler aldım. Plastiğin nesi sağlıklı olabilir diye de düşünmüyor değilim...

Neyse demem şu ki Tupperware markasına alışın. Gümbür gümbür geliyorlar.

Markanın Türkiye Sayfasına şuradan ulaşabilirsiniz: 

Evil Dead!


Remake filmler her zaman iyi olmaz. Bunu bir kabul edin.

Kabul ettiniz mi? O zaman başlıyorum Evil Dead hakkındaki görüşlerime.
Siz hiç IMDb listelerinde bir korku filminin 28.392 kullanıcı tarafından puanlanıp da 7.0 puan aldığına şahit oldunuz mu?

Şahsen ben Evil Dead (2013)'e kadar şahit olmamıştım. 
Sırf filmi puanı yüzünden bile izlemek istiyor insan.

Bir de remake oluşu insanı daha da bir meraklandırmıyor değil hani...
Hele hele benim gibi daha önce eski versiyonlarını izleyenler daha bir şevkle izlemiştir sanırım bu filmi.

Bu harika korkuyu sinemada izlemek nasip olmadı. 
Sinemada izlemiş olsam filmin etkisi bende çok daha uzun soluklu olabilirdi ama sinemada izleyemedim maalesef.
Dün gece yarısı can sıkıntısından ve finallerin bitmiş olmasının verdiği rahatlıktan olsa gerek bir şeyler izleyip de gecemi piç edesim vardı. Aklıma bir kaç gün önce bir köşeye ayırdığım Evil Dead geldi... Aha dedim işte bu geceye yakışan aktivitem bu olmalı.

Vee izlemeye başladım. 

Başlangıcında aman yaaa bu da ne bee, klasik korku filmi klişeleri desem de sonlarına doğru işte aradığım vahşet sahneleri tam da böyle olmalı dediğim bir çok kareyle gözlerim ışıl ışıl oldu.

Oradan bakınca aşırı psikopat ruhlu gözükebilirim ama 2013 yapımı çoğu korku filminin korku olmaktan öte dram olduğu gerçeğiyle yüzleşince Evil Dead yılın beklentilerimi karşılayan tek filmi olmakla övünebilir.

Herhangi biriyle film izleyesiniz ve aynı zamanda birileri boynuma atlasın gibi bir arunuz varsa Evil Dead tam bunun için.

Sevgililere sarılma garantili.







20 Mayıs 2013 Pazartesi

Yalnızım Ben!



Kimi sevsem kırmışım 
Dokunsan yıkmışım 

Gitmek isterken yerimde saymışım 
Kendimden sıkılmış bıkmış usanmışım 
Daha yolun başında 
Yükümden yorulmuşum 

Yalnızım ben tutun elimden 
Yanmışım ben hep yanlışım ben 
Yalnızım ben tutun elimden 
Nedendir bilmem 
Hep yanlışım yanmışım ben



Dolaştığım sokaklar 
Can yakar anılar 
Yıkık dökük geçmişim 
Bitmişin tükenmişim 
Kendimden vazgeçtim 
Kendimi bitirdim 
Erken bir son için hayatı sevmedim 

Yalnızım ben tutun elimden 
Yanmışım ben hep yanlışım ben 
Yalnızım ben tutun elimden 
Nedendir bilmem 
Hep yanlışım yanmışım ben

15 Mayıs 2013 Çarşamba

TTNET'in Gezinti Servisi...


TTNET aboneleri illa ki karşılaşmılardır Gezinti servisinin yukardaki ekran görüntüsüyle.
Ben ki hayır dediğim halde bu gezinti servisinin açık olduğuna şahit olmuş biriyim.
Sinir krizleri geçirmiştim hatta bu servise hayır dediğim halde nasıl oluyor da benden izinsiz evete dönüyor da benim gizliliğim önemsenmiyor diye...

Ne mi oldu?
TTNET gezinti servisi yüzünden 2011 yılı net satışlarının %0,05 i oranında idari para cezasına çarptırıldı.

İyi mi oldu?
Bu servis sona erecek mi?
Tartışılır ya neyse sustum.

Soruşturma sonucunu görmek için link:

Fark?!

Başka söze gerek var mı?


Femen'den Kırmızı Ruj Yasağına Protesto


Geçtiğimiz günlerde basını sarsan bir haber dolanıyordu, kesin okumuşsunuzdur.
Neydi o haber?
THY'nda kırmızı ruj yasağı...

Hosteslerin çekici, cazibeli bir görüntüden uzaklaşması adına bir takım yasaklar konuluyordu.
Bu yasakları okuduğumuzda garipsiyorduk.
Neydi yani bu yapılan, ne gerek vardı böyle bir şeye, kadın olmak neden bu kadar zordu, bir çok alanda zor iş bulunurken bir de giyime kuşama makyaja dahi yasakla geliyordu...

Ve FEMEN yine kadına yönelik baskıya karşı durdu.
Üzerlerinde benim rujum benim kararım yazılı, ellerinde Türk Bayrağı taşıyan iki kadın var görselde.

Kimilerine göre sırf medyatiklik olarak algılansa da soyunuyor olmaları bir çok kişinin de gerçek anlamını bildiği üzre kadın bedeninin kadına ait olduğunu, kadının özgürlüğünün sırf gereksiz zevkler uğruna erkek egemen toplumlarda kısıtlanamayacağını, eşit hak ve özgürlüklere tum kadınların sahip olması gerektiğine vurgu yapılıyor bu çıplaklıkla.

Algıda sıçıcılık yapıp da ayy çıplaklıkla özgürlük mü istenir canım demek size kalmış.
Ben FEMEN'in yaptıklarını destekliyorum.

Hiç konuşmamaktansa, susup oturmaktansa bir şeyler yapmanın vakti geldi de geçiyor.
Teşekkürler FEMEN, Türkiye gündemini takip ettiğiniz için.

14 Mayıs 2013 Salı

Suicide Girls - Lass

Benim en favori Suicide Girl'üm 
Lass!!!


Muhteşem Yaratıklar


Sinemaya gittiğim bir gün izleyeceğim filmin başlangıcında Muhteşem Yaratıkların tanıtımına denk gelmiştim ve kendi kendime demiştim ki kesinlikle bu filmi izlemeliyim.

Kaaaç ay geçti aradan filmi unutmuşum. Geçenlerde bir arkadaşımın bir kaç cümlesini duyduktan sonra filmi hatırladım ve bu sabah izledim.
Gecikmeli bir izleyiş oldu.

Neyse kayıp zaman geri gelmediğine göre gecikmeli izleyişin yorumlarını yazmaya başlayayım.

Birincisi filmin fragmanı ne kadar etkileyiciysa filmi izlerken o kadar aşırı sıkıldım.
Bariz sıkıldım.
Hiçbir film beni bu kadar hüzünlendirmedi...
Ne bekliyordum ne buldum.
Yani ne umdum ne buldum.
Kaybettiğim zamana ağlar oldum.

Filmin başı ayrı saçma, sonu ayrı saçma... Sonu ayrı oynuyor, sağı ayrı oynuyor...
Ihhh sevmedim ben.
KESİNLİKLE zaman kaybı!

Filmden söyleyebileceğim tek güzel şey harika bir şarkıya sahip oluşu...