14 Ekim 2013 Pazartesi

The East, Biz Doğuyuz...

Çevre tüketim çılgınlarını doyurmak için olanca hızıyla kirletiliyor. Kapitalizmin esiri olan hayatlar daha, daha, daha çok diyerek var olan doğal varlığı da sömürmekte...

Peki insanlık bunun için ne yapıyor? Elden gelen bir şey var mı?

Bu tüketim çılgınlığının, bu cep düşkünlüğünün sonu getirilebilir mi? Para, para, daha çok para diyen insanların yok saydığı hayatlar için vicdan azabı çekecek birileri yok mu?

Bu çıkmazın vebalini kim çekecek?

İnsan sağlığı bu hayatın neresinde? Yaşanılası bir dünya mı, yoksa rant peşinde koşarken bir hiç uğruna yok olup giden para delisi hayatlar mı daha önemli?

Varlığın önemini ne belirliyor? İnsan olmak mı yoksa parayla gelen güç mü? Seni sen yapan şeyler ne?

Canının istemediği bir oyuncağı çöpe atarken, dünyanın başka bir yerinde ona ihtiyacı olan bir çocuk olduğunu hiç düşündün mü? Bir elmayı dişledikten sonra bitiremeyeceğine kanaat getirip o sapasağlam elmayı çöpe attığında hiç düşündün mü "benim karnım tokken başka bir yerde açlıkla savaşan insanlar var mı" diye...

İnsan olmak için ihtiyacın olan şey biraz da olsa vicdan değil mi? Peki sen vicdan sahibi biri misin? Her gece yatağına yattığında sadece kendini mi düşünüyorsun? Hiç bencilliğini bir kenara bırakıp da biraz da çevrendeki sorunlardan yola çıkarak bütündeki aksaklıklara bakmayı denedin mi?

İşte The East filmini bu yüzden izlemelisin.

"Biz siziz. Sıkıcı işlerinizden bunalıp kaçarak açık havada koşturduğunuz sabahlarız biz. Birini ilk kez öpüp ondan karşılık aldığınız anız biz. Biz uykunuzun tutmadığı geceleriz. Gözlerinizi tavana dikip "bu mu yani... Hayattan payıma düşen bu mu" dediğiniz geceleriz.



Hepinizin içinde korku bilmeyen bir özgürlük var."


Hiç yorum yok :