14 Eylül 2013 Cumartesi

Gösterişin İçinde Boğulmak


Biri bizi gözetliyor yarışmasıyla hayatımıza girdi hayatlarımızı göze göze sokma merakı ve devamında facebook, instagram, twitter, tumblr, 4square...

Her şeyi ama her şeyi başkalarına gösterebilmek için yaşar olduk. İçtiğimiz çay, yediğimiz yemek, okuduğumuz kitap, aldığımız yeni etek, kazak ceket... Her şey ama her şey fotoğraflandı... Fotoğraflanmadıysa da imalı cümlelerle sağda solda yazıldı, çizildi. İlla birileri yaptıklarımızdan haberdar edildi. Bilinmeyen, duyulmayan yaptıklarımız sır olarak bize kaldı.

Git gide paranoyaklaştık, git gide yalnızlaştık.

Bizi biz yapan şeyler başkalarının gözleri önüne serilmedikçe anlamsızlaştı, değersizleşti. 

Bizde olan şey birinde olmamalıydı ki önem kazansın. Aynı kazağı giyen kadın gibiydik. Sidik yarıştırıyorduk hayatımızla. Hava atıyorduk gezdiğimiz cafelerle, içtiğimiz içkilerle, yediğimiz yemeklerle...


Ne zamandan beri anı yakalamak, hatıra toplamak gösterişle eş kabul görür oldu?

Neydik biz, ne oluyoruz biz?

Biri yazmış facebooka kocişle 3D film keyfi, diğeri yazmış karıcığıma kendi ellerimle kek yaptım... 

Hayır, hayır bunu kıskandığım için yazmıyorum. Sadece insanların hayatlarını bu kadar orta yere sermesine anlam veremiyorum. Bana ne ki yaptığın kekten? Kokusunu alabiliyor muyum faceobooktan, hayır... Tadı? Tadı da yok... O zaman senin anıların neden sana özel değil de benim de hayatımda yer etmek zorunda bir de?

Facebooku sadece fan pageleri takip etmek ve sevdiğim insanlarla sohbet etmek için kullanıyorum ki artık çoğu kişi msn kullanmayı bıraktı. Bazılarına yalvarırcasına skype kullanmalarını dile getiriyorum ama genelde facebooktan ulaşırsın bana diyorlar eyvallah diyorum ben de... 

Yani derdim kıskançlık değil. İnsanları teker teker siler oldum.

Yapılan özlü söz paylaşımlarına her defasında hangi kitaptan bu yazmaya ben üşenir oldum... Bir kere de sorduğum soruya cevap alamadım ya sağlık olsun. Atilla İlhan'ın şiiri Atilla Taş'ın şarkısı gibi lanse ediliyor misal sağda solda ve buna inanan on bin milyon insan bile bulunuyor sosyal medyada...

Sosyal medyanın güvensizliğinden geçtim insanlar körü körüne her şeye inanır oldu. Çok acı bir durum bu. Kaynak araştırılmadan kişiler spamlanıyor, banlanıyor... Kaynağa in bir kere koyun psikolojisi yapma arkadaşım!!! Bir kere de olsa olaya eleştirel yaklaş.

Dua paylaşımlarını da anlamıyorum. Dua paylaşınca daha mı dindar gözüküyorsunuz? Gusül abdesti anlatan gönderiler var... O gönderileri paylaşanların dahi okuduğuna inanmıyorum. Bildiğim tek şey dinin vicdani bir özgürlük olduğu ve bireyin dine kendi inançları doğrultusunda yönelmesi gerektiği.

Sevgilisi olanların gözümüze gözümüze sevgililerini soktuğu yetmez gibi, evlenenlerin de tüm evlilik anlarını an be an paylaşmaları harika... Tek korkum gerdek gecesinin de gözüme gözüme sokulacak korkusu!

Neyse sosyal medyadan iyice sıtkım sıyrıldı. 

İçimi buraya dökmek istedim.

12 yorum :

resimli günlük dedi ki...

Yazdıklarının her bir kelimesine aynen katılıyorum. Anlatmak istediklerinin altında kıskanlık olmadığını da çok iyi anlıyorum. Blogumu sadece duygularımı, düşüncelerimi paylaşmak için değil bir anı defteri niyetine tutuyorum, o yüzden zaman zaman gezdiğimiz yerleri, yaptıklarımızı anlatıyorum. Ama bu sosyal ortamlar gerçekten de tam anlattığın hale geldiğinden bazen ben de mi kaptırdım gidiyorum yoksa, blog tutmaktan vaz mı geçsem acaba gibi düşünceler içine bile giriyorum.

Leithy Cat dedi ki...

Bloglar daha çok online günceler gibiyken diğer mecralar daha çok arkadaşlarıma ne yaptığımı göstereyim oluyor.

Blogları ayrı tutmamın sebebi de isimlerimizden çok nicklerimizle önplanda olmamız.

Yazdıklarımızla anonimiz çünkü. Adım yok, sanım belli değil. Düşüncelerimi paylaşıyorum sadece :)

Anonimlik bunu güzel kılan tarafı.

resimli günlük dedi ki...

Blogunu da aynı yukarda bahsettiğin şekilde kullanan çok kişi biliyorum aslında. Nerde, nasıl yapıldığı da çok önemli değil aslında. Kişi kendini biliyordur sonuçta, ne kadar gerçeğim, ne kadar kendimim sorularının cevabını herkes kendi için verebilir isterse.

Leithy Cat dedi ki...

Haklısın.

pinkzoro dedi ki...

Şu ara zihnimden geçenleri anlatmışsın resmen Leithy Cat. Ben bu tip ifşa meraklısı insanların gerçek hayatta hiç de öyle yansıttıkları gibi mutlu ve dolu olduklarını düşünmüyorum..Zaten bunun verdiği aşağılık psikolojisiyle hayatlarını mış gibi gösterip başka insanların da o duyguya kapılmasını istiyorlar içten içe..Msn vardı ilkeldi ama temiz ve güzel bir iletişim akışı vardı. Keşke geriye sarabilsek birçok şeyi.

pinkzoro dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Leithy Cat dedi ki...

Pinkzoro aşağılık kompleksi demeyelim de daha çok sosyal mecraların insanları gösterişe itmesi ve egosal tatminkarsızlık diyelim.

Şişik özbenlik beklentisiyle özsaygımızı zedeliyoruz ilgi odaklı hareketle. Bu da bizi yaralıyor.

Bazı anlar geliyor benim neden böyle bir hayatım yok, benim ne eksiğim var diye hayıflandığım oluyor. Eksik hissediyorum hatta. Sonra saçmaladığımı fark edip kendi monoton ama samimi hayatıma geri dönüyorum. Böylesi de daha güzel galiba :)

ot insan dedi ki...

Haklısın. Ama bak ben bunlar sayesinde diş buğdayı denen bir şey olduğunu öğrendim :D

Leithy Cat dedi ki...

Diş buğdayını biliyorum bir hayli eski bir gelenek :)

Hatta unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek.

Mugen_tr dedi ki...

bütün dediklerine +1 diyerek özet geçiyorum.

Mugen_tr dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

Bende krep yabtım