3 Eylül 2013 Salı

Benzemez Kimse Bana

Ejderha Dövmeli Kız serisinin beyaz perdeye aktarılmasıyla Noomi Rapace hayatımda yerini aldı. Aldığı gibi de çevremde film serisini izleyen herkesten aynı tepkiyi almaya başladım. 

"Seeeeen Lisbeth Salander'e neeee kadar çooook benziyorsunnnnn."

Tabii bu tepkileri aldığımda uzun siyah saçlarım, simsiyah kıyafetlerim ve sürüsüne bereket gümüş takılarım vardı. Şimdi onlardan eser kalmadı. 

Noomi'yi sizlere de göstereyim bahsetmişken.


Neyse gel zaman git zaman bu filmler unutuldu da beni ona buna benzeten çıkmadı diye şükretmeye başladım.

Ama şükürlerim kısa sürdü ve hayatımıza uçarak, kaçarak, koşarak The Walking Dead girdi.
Benim hayatıma da The Walking Dead'le Lori girdi...
Girmez olaydı diyorum yaa!
O nasıl bir gudubetlik, o nasıl bir mendeburluk.
Noomi Rapace'e benzetilmek gururumu okşarken Sarah Wayne Callies'e benzetilmek sinirlerimi yıpratır oldu.

The Walking Dead'de canlandırdığı karakterden o kadar tiksiniyordum ki bu benzetmeyi resmen hakaret gibi algılıyordum. 
Allahım diyordum, allahım beni o kadının neresine benzetiyorlar ya?!
Ben öyle mendebur bir kadına nasıl benzetilebilirim?!
Nasıl, nasıl, nasıl?!

Bahsetmiş olduğum kadını da göstereyim, bilmeyenler, görmeyenler, duymayanlar için.


Ucundan kıyısından baktığımda cidden ikisine de benzer yanlarım var.
İkisi kadar sıskayım.
İkisi kadar memesizim.
İkisi kadar belirgin elmacık kemiklerine sahibim.
İkisi kadar küçük gözlerim ve belirgin bir burnum var.

Açıkçası bu ikisi de birbirine benziyor. 
Bir grup olarak düşündüğümde de hepimizin birbirine benzer yanları var.
Bitti.

Hiç yorum yok :