31 Aralık 2012 Pazartesi

Repeat After Me


Özgürlük denilen şey işte tam da böyle bir şey!!!

27 Aralık 2012 Perşembe

KPSSzede...


KPSS = Obezite Başlangıç
Otur otur düzleşen götün tekrar düzelmesinin pek bir imkanı yok...

İnsanlar dışarda güzel havanın tadını çıkarırken siz kara kara Osmanlı Tarihindeki padişahları kronolojik sıraya koymaya çalışırsınız.

Sevgilinizle sinemaya gitmek için yaklaşık 500 soru çözümlük zamandan feragat edersiniz. Gittiğiniz filmi izleyemezsiniz, içiniz içinizi yer çünkü.

En boş anınızda Türkiye'nin %90'ı ders çalışıyormuş hissine kapılır, kasvet bulutlarıyla hüzünlenirsiniz.

En ufak bir hatanızda kendinizi ağır eleştiri oklarına maruz bırakırsınız.

Yenmiş tırnaklarınız nedeniyle parmaklarınız yardı duyarsız hal alır. O da yetmez gibi tırnaklarınızı aşırı yediğinizde kanamaya başlar ki siz bunu bile yadırgamazsınız.

Ders çalışırken sürekli olarak mutfağa git-gel olmasın diye tüm abur cuburu gözünüzün önüne koyarsınız. Sonuç mu? 
Aşırı hareketsizlikten ve ağır yağlı abur cubur tüketiminden geri dönüşümü imkansız kilolara merhabadır.
Aynaya baktığınızda kendinizi tanıyamayacak hal alırsınız...

Ve en önemlisi sizin bildiğinizin 1000de 1ini dahi bilmeyen biri çıkar ve der ki:
"İstediğimiz kalitede öğretmen yok!!!"

Hayat işte bu kadar boktan!

Bu yılın sonunda inşallah yolum Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde son bulmaz.
Dualarınızı esirgemeyin benden.
Sağlıcakla kalın.
Akli dengenize sahip çıkın.
Çünkü bu ülkede tepedekiler hariç herkes aptal damgası yiyor!!!

26 Aralık 2012 Çarşamba

Çakmaktan Motosiklet Nasıl Yapılır

Adamlar çakmaktan eğlence çıkarmış tasası bana düştü.
Motosiklet mi, motorsiklet mi lan???
TDK doğru söylüyordur motosiklettir.
Motosiklet TDK sözlüğünde:
Motor silindirinin hacmi 125santimetreküpten büyük olan, iki tekerlekli, motorlu taşıt anlamına geliyormuş.











It's Kind of a Funny Story (2010)

İntihara meyilli bir ergen var karşımızda. İntihara meyilli demeyelim de intiharı sürekli düşünen, öldüğünde çevresindekilerin acı çekip çekmeyeceğini merak eden biri... Kendi rızasıyla hastaneye başvuran, lütfen beni tedavi edin diye yalvarıp yakaran biri.

Sonrasında aslında her şeyi çok fazla büyüttüğünün farkına varıp, hayatını dolu dolu yaşamayı seçecek mi baş rol oyuncumuz?

Yoksa kendini daha da kapatıp ölümü düşünerek gencecik yaşında hayata veda mı edecek?

Kim bilir...

İzlenilmesi gereken bir film. Eğlendiren ama eğlendirirken düşündüren bir film. Hem komik hem hüzünlü.





24 Aralık 2012 Pazartesi

Stephenie Meyer ve Göçebe

Bir solukta okudum diye övemeyeceğim kitabı ama farklı bir konu bu kadar duygusal işlendiğinde insan kitabın o melankolik ilerlemesine kapılmadan yapamıyor.

Her zaman olduğu gibi duygusallık ön planda kitapta. Ama birazcıcıkta şiddet var yalan yok.

Bu karanlık hikayede, bazen durup düşünecek, eğer ben böyle bir durumla karşılaşsaydım ne tepki verirdim diye kendinizi irdeleyeceksiniz.

Her satırda, insan olmanın canavarlık mı yoksa bir tutku mu olduğunu düşünmeden yapamayacaksınız.

Doğaya uyumsuz olan bu türün, nasıl olurda bu kadar insansı duyguları o kırılgan bünyesinde barındırdığı hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak.
Masal severlere anlatılan hikayeler, gerçekmiş gibi gözlerinizin önünde canlanacak.

Kitaplığınızda yerini alması gereken kitaplar listenize Göçebe'yi de ekleyin benden demesi =)

Animeler Hayat Bulursa


Benim gibi anime manyağı bir insan böyle bir haberi görünce paylaşmadan edemiyor.
Tutku gibi bir şey bu anime sevgisi.
O çizimlere olan ilgi alakayı hiç bir şeye göstermediğimi farketmiş vaziyetteyim.

5 Aralık 2012 Çarşamba

Buluştuk Biz, Çatlayın Siz


Mezuniyetti, ücretli öğretmenlikti, formasyondu, kamu personeli seçme sınavı hazırlığıydı, dershanesiydi, vizesiydi, finaliydi derken... 

Koştur koştur canım ha çıkıyor, ha çıktı derken...

Bu buluşma birazcık da olsa soluklanmamı sağladı. Buluşmayı uzun zamandır konuştuğum, canım meslektaşım Bigay ayarladı :)

Bana kocaman, kocaman bir sarılma sözü vardı. Sözünü tuttu :)

Buluşmaya gitmeden önce dersanem vardı. Koştur koştur Konak'an Alsancak'a geçtim. Efendim Doğa Cafeyi önceden biliyorum sanıyordum. Hani o yüzden biraz da rahatlıktan olsa gerek sallana sallana, etraftaki hoş hatunları kese kese, tipsiz heriflere burun kıvıra kıvıra Doğa Cafe sandığım yere girdim. Aranıyorum, taranıyorum yok. Yok yani... Üç kat cafenin dibi yarılmış da Bigay içine düşmüş, yok olmuş. Dedim olmayacak böyle. En iyisi mi ben bu çocuğu arayayım da zaman kaybı olmasın. Malum pedagojij formasyon dolayısıyla dolusuyla sınavım var. Sınavlardan dolayı harıl harıl ders çalışıyorum. Zamanım değerli.

Neyse aradım ben Bigay'ciğimi... (Bu arada telefonda ilk konuşmamız, ses tonunu falan bilmiyorum.) Açtı telefonu. Meğersem benim bildiğim cafeni harici başka bir Doğa Cafe daha varmış. Kapıda buluştuk, sarıldık, sarmaştık. Üst kata çıktık beraber. 

Cafe de cafe hani. Kapıdan girer girmez hoş bir müzik karşılıyor insanı. Konsept deseniz o biçim. Ben çok beğendim. Hani eğer arkadaşlarımla gezmeye tozmaya çıkarsam bundan sonra uğrak mekanlarımdan biri olacak gibi gözüküyor.

Neyse buluşmaya geri dönecek olursak (ki daha önce bir çok blog buluşmasına katılmış biri olarak) belirtmek isterim ki katıldığım en çok kişi sayısına sahip blog buluşmasıydı. 

Twitterdan mentionlaştığım Amorf'cuğumla tanıştım ilk olarak. Meğersem aynı üniversitede okuyormuş, aynı ortamda bulunuyormuşuz. Severdim kendisini, daha da bir sevdim görünce canlı kanlı :) Arkadaşımın bloguna ulaşmak, buluşmayla ilgili yazdığı yazıyı okumak isterseniz 
Bir de blog yazılarını uzun zamandır takip ettiğim, ara ara twitter hesabına göz süzdüğüm. Uzaktan uzaktan ilişmeden göz hapsine aldığım Evoğlanı ile tanıştım :) Aslında bu benim için çok hoş bir karşılaşma oldu. Yoğunluğumdan kim gelecek, kim gelmeyecek hiç bir fikrim yoktu, bende yalan yok. Efendim onunla da muhabbetimiz; yaa ben seni birilerine benzetiyorum ama kime demesiyle Asena'ya benzetme de kime benzetirsen benzet cümlemle sonuçlandı. Benzettiği kişinin fotoğrafını tez elden bana iletmesini Evoğlanından beklemedeyim efendim :) Buluşmayla ilgili Evoğlanının da yazdıklarına bir göz gezdirmek isterseniz 

Onebuneşune'yi ilk gördüğümde anaaaa minnacık, miniminnacık bir güzellik var masada dedim içimden. Hani deriz ya bebek surat, hani derler ya sempatik, hani derler ya uuuffff o ne lan. İşte aynen öyle bir şey. Onunla da aynı üniversitedeymişiz. Tanıştığıma sevindirik oldum. Ha bir de gider ayak "Yaw allasen senin yaşın kaç çocuğum" dedim. Aldığım cevapla da küçççük dilimi yuttum. Bir insan yaşından bu kadar küçük gösteremez. Sanırım Onebuneşune'yi 40lı yaşlardayken 20 falan sanırım ben.

Gaynotdefteri'nin gözlerinden kendimi alamadım. Ben ki renkli gözden nefret eden bir varlığım, ben ki kara kaş, kara göz abi yaeeeeğ diyen hatunum. Gaynotdefteri tüm büyük konuşmalarımı bana bir lokmada yedirdi. O nasıl güzel gözlerdir arkideş ya, o nasıl buğulu bakışlardır kardişim ya. İnsanın erkek olası geliyor :( Ha bir de ben o gece söylemeyi unuttum. Gaynotdefteri'nin de ara ara yazılarını okuyordum ben. Takipçilerin arasına bakarsan yüzünde kan bulunan bir anime var :) 

Günışığı... Günışığı'nın boyuna, ince fiziğine, giydiği v yaka trikoya baktım, baktım, baktım. Ağzımdan karşısında bir kaç cümle kuracak dermanı bulamadım. Sanat dediler kaldım, afalladım. İmrendim. İmrendim. Günışığı ben de senin kadar zayıf olmak istiyorum. Bana yardım eder misin 
:(


Bir de kaşlarını kaldırma diyen çiftimiz vardı. İçinizdekigay ile Homorexia sizinle de tanışmak güzeldi. Sonradan gelen şirin arkadaşınızdan gözlerimi alabilseydim, sizinle de ilgilenecek zamanı bulabilirdim diye düşünüyorum.

Bir de Evoğlanı ile gelen Chal Chene vardı. Onunla hiç muhabbet edemedik. Çok sessizdi. Ben de sessizdim ama o benden bin kat daha sessizdi. Gözleriyle ara ara etrafı süzdü. Sonra telefonuna döndü. Giderken bir kucak dolusu sarılayım bari dedim ve sarıldım.

Atladığım birileri varsa affola :)

Kısacık da olsa harika bir saat geçirdim. Hepinizle de tanışmak benim için büyük bir zevkti. Umarım devamı gelir.