22 Kasım 2012 Perşembe

Lütfeder Gibi...


Lütfeder gibi sevmenin küfreder gibi sevmekten bir farkı yoktur...

16 Kasım 2012 Cuma

Matematik Öğretmenliği Tehlikeli Ve Sağlıksız Bir Meslektir


Ayakta çok fazla durursunuz, dersi ne kadar öğrenci merkezli işlerseniz işleyin işin çoğunu tahtada siz yaparsınız.

Teneffüsleriniz vardır ama sözde teneffüslerdir hepsi. Sağ olsunlar kıramayacağınız çalışkan, başarılı öğrencilerinizin sorularını teneffüste çözerseniz.
Gün boyu çok fazla ayakta kalırsınız. 
İleri ki yaşlarda varis, romatizma, bel ve sırtınızda çeşitli rahatsızlıklar olma ihtimali yüksektir. 
Tahtanız beyaz, mürekkep kalemli ise kanser, eğer kara tahtaysa astım, bronşit olma ihtimaliniz vardır.  
Matematik dersinin yapısı gereği başınız çok ağrır ve zihinsel yorgunluğunuz çok fazladır. 
Psikolojik açıdan ise tam bir kaostur matematik öğretmenliği.  
Senelerce karşınızdaki öğrencilere ders anlatırsınız ve hep anlaşılmamaktan yakınırsınız. 
Sanki suçlu sizmişsiniz gibi karşınızda size çeşitli ruh haliyle bakan ve sorular soran sevgili öğrencilerinizle muhatap olursunuz.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Yağmura Hasret Günlerin Sonu...


Yağmura doyduğumuz şu günlerde benim aklıma kar düştü. 
Çocukluğumdan beri gördüğüm, görebildiğim tek şey yağmur.
Kar İzmir'e uğramıyor.
Uğrasa da sadece yağmurla karışık kar yağıyor. 
Onunla da ne kar topu oynanır, ne kardan adam yapılır.
İçimde kar topu oynamak, kardan adam yapmak falan uhde olarak kalacak İzmir'de yaşamaya devam edersem...

4 Kasım 2012 Pazar

Görev Tamam

Hangimiz yapmadı ki bunu...
Hangimiz takmadı ki maske...
Sırf açıklama yapmamak için...
Sırf acıları daha fazla gün yüzüne çıkmasın diye...

Hangimiz içimiz kan ağlarken gülmek zorunda kalmadık ki...

İçimiz kan ağlarken attığımı şen kahkahalar hepimizi kendimize yabancılaştırdı.

Duygularımızı yok saydık.
İçimize atarsak görünmek olacağına inandık.
Ama hepsi yerli yerinde kaldı. Hatta içimize attıkça daha da büyüdüğü... Çığ gibi oldu, geçemedik önüne!

Oysa ne derdi büyükler "dert paylaştıkça azalır."...
Dinlemedik hiç büyüklerimizi...

Biz taktığımız maskelerle yolumuza devam ettik.
Yüzümüzdeki yapmacık gülümsemeler bizi bizden, bizi birbirimizden uzaklaştırdı.

Herkes mutlu...
Herkesin hayatı toz pembe...

Hayat sana koca bir NAHHHHHHHHHHH!!!

Bugün de mutlu gözüktüm!

Görev TAMAM!!!

3 Kasım 2012 Cumartesi

Bağcık!!!

Benim ayak bağına ihtiyacım yok. 
Git ağaca mı yaslanıyorsun, taşa mı yaslanıyorsun yoksa bir yere mi yasl(an)ıyorsun yasla. 
Düş yakamdan yeter.

Dost Acı Siker


"Dost acı söyler" lafını kim uydurduysa bok yesin...
Dost acı söylemez, uyarır. 
Dost acı söylemez, dinler.
Dost acı söylemez, yol gösterir.
Dost acı söylemez, çözüm önerir.

Dost acı söylüyorsa, o dost değildir. 
Dost acı söylüyorsa, kıskandığı bir şeyler var demektir.
Dost acı söylüyorsa, araya soğukluk girmiş demektir.

Böyle dost olmaz olsun.

Dost dediğinle güler, eğlenirsin. 
Güzel vakit geçirirsin.
Dost üzülmeni kaldıramaz. 

Ben dostumu mutlu görmek isterim.
Hatalarını yüzüne vurmak yerine insan gibi yol gösteririm. Çözüm öneririm.
Dost acı söyler geyiği yapmam!!!

Sikerim öyle dostun acısını da, baharatını da, lafını da, sözünü de...