29 Nisan 2012 Pazar

Viann Zhang Xinyu Beyazlar İçinde



Hayat Her Şeye Rağmen Yaşamaya Değer Mi?!


İçimizdeki yaşama sevinci mi bizi ayakta tutan, yoksa yaşadığımız zorluklara karşı direncimiz mi? Bazılarımız sevgiye deli gibi açken bazılarımızın sevgiden sıkılması normal mi? Güvendiğimiz insan neden sırtımızdan ilk vuran olur? Milyon tane soru ve büyük bir dram...



İstenmeyen bir bebeğin varlığıyla yitip giden bir hayatın ardında kalan o bebeğin acı dolu yaşamı... Terk edilmenin bıraktığı izler. Zorluklara karşı dik durma çabası... 

Daha çok cümle kurulabilir bu film için ama kurulan o cümlelerle bu kara büyü bozulsun istemiyorum.

Günümüzün gerçeklerini gözler önüne seren bu dram bizi bir kere daha düşünmeye itiyor: "Hayat gerçekten her şeye rağmen yaşamaya değer mi?"



İzlemeniz gereken bir film Lilja 4-Ever...

Müzikleriyle insanın hüznüne daha fazla hüzün katmayı başaran yönetmen ve oyunculuğuyla göz dolduran Oksana Akinshina alkışları hak ediyor.

Ha unutmadan eklemek istiyorum  bazı mutlu sonlar içinde en büyük acıları barındırır...















      
   


27 Nisan 2012 Cuma

Zorunlu Seçmeli

Okuduğum okulda bir sistem var. Önümüze üç tane seçmeli ders adı koyuluyor kayıtlanma işleminde ancak seçeceğimiz dersler önceden mail yoluyla bize iletiliyor. Buna da alttan dikteyle ZORUNLU SEÇMELİ DERS diyorlar. Seçmeli kısmı sadece lafta kalıyor yani...

Gelelim bugün CNN Türk'te okuduğum habere:

Ankara’da okullara dağıtılan formlarda velilerden ‘Kur'an- ı Kerim’, ‘Hazreti Peygamberimizin hayatı’ ve ‘Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı’ dersleri arasında tercih yapmaları isteniyor. Şıklarda ‘Kararsızım’ seçeneği var ama ‘İstemiyorum’ seçeneği yok. Formlarda veli ve öğrencilerin isimlerine de yer verilmesi ise velilerde ‘fişleniyoruz’ endişesine yol açıyor.

Seçmeli Kur'an ve Peygamber’in yaşamı dersleriyle ilgili uygulama henüz başlamadan, dersler adeta “zorunlu” hale geldi. 

Ankara’nın Pursaklar ilçesinde okullara dağıtılan formlarda veli ve öğrencilerden “Kur'an-ı Kerim”, “Hazreti Peygamberimizin hayatı”, “Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı” ile “Kararsızım” seçeneklerinden birini işaretlemeleri istendi. Buna karşın “İstemiyorum” şıkkı, seçenekler arasında yer almadı. 

Kamuoyunda yoğun tartışmaların ardından yürürlüğe giren 4+4+4 yasasının ardından seçmeli ders olarak müfredata giren “Kuran” ve “Peygamberin hayatı” dersleri, uygulamanın başlamasına aylar olmasına karşın okulların en önemli gündem maddelerinden birisi haline geldi. 

Ankara’daki ilköğretim okullarının bazılarında şimdiden “seçmeli formu” dağıtılmaya başlandı. Bu kapsamda, Ankara Pursaklar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullarda velilere dağıtılan formlarda bu iki derse ilişkin 4 seçenek sunuldu. Formda velilerden “Kur'an-ı Kerim”, “Hazreti Peygamberimizin hayatı”, “Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı” ile “Kararsızım” şıklarından birini işaretlemeleri istendi. 

Formda “İstemiyorum” seçeneğinin yer almaması ise bu dersleri çocuklarına aldırmak istemeyen velilerin “üzerimizde psikolojik baskı oluşturuyor” eleştirilerine yol açtı.

Pursaklak Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Ali Özen, uygulamayla ilgili sorularımızı yanıtlarken, “Biliyorsunuz bu yasa çıktı. Biz burada gelecek yıl için birden zor durumda kalmamak amacıyla kaç öğretmene ihtiyacımız var, nasıl zorluklar çıkar, nasıl tedbirler alırız diye böyle bir çalışma yaptık” dedi. Formlarda isim talep etmediklerini, ancak bazı velilerin ya da öğrencilerin isimlerini yazmış olabileceklerini ifade eden Özen, “Diğer seçmeli dersler için de böyle bir uygulama yapıyor musunuz” sorusuna ise “Onlarla ilgili kararı okul müdürleri veriyor. Onlarla ilgili bir form dağıtmıyoruz” yanıtını verdi.

Form değil, fişleme!

Özen’in “formlarda isim istemedik” açıklamasına karşın dağıtılan anket formlarında öğrenci ve velilerin isimleri de isteniyor. Formun alt köşesinde, “Öğrencinin adı, sınıfı ve numarası” ile “velinin adı, soyadı ve imzası” talep ediliyor.

Haberi sitesinden okumak isterseniz de işte link:

http://www.cnnturk.com/2012/guncel/04/27/hayir.sikki.olmayan.secmeli.ders/658851.0/index.html


Yorum sizin...



26 Nisan 2012 Perşembe

İnme Kuyu Dibine, Şiddete Karşıyız Ama...


Kapanış müziğini Nihal Yalçın'ın seslendirdiği Kurtuluş Son Durak filmi kadına yönelik şiddeti traji komedi tadında beyaz perdeye aktarıyor.
Ağlanacak halimize gülüyoruz bu film sayesinde. 
Maddi özgürlüğün olmayışının verdiği eziklikle yola çıkınca erkeklere olan muhtaçlığımızın yanında, duygusal yönden bağımlılıklarımızı da işin içine kattığımızda hayat içinden çıkılması güç bir duruma dönüyor.

Geceler boyu yenilen dayaklar, öğrenilmiş çaresizliğin farklı bir boyutunu yansıtırken, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen çevremizdeki insanlar da bizi iyice içe dönük bir hayat yaşamaya itiyor. Kime derdimi yanayım, elaleme ne, kol kırılır yen içinde kalır...

Hepsi yalan, boş laflar bunlar.
Eğer gerçekten bir şeyleri değiştirmek istiyorsak ilk önce kendimizden başlamalıyız bu değişime. Bu hayattan kurtulmak istiyor muyuz? Gerçekten elimizden hiç bir şey gelmiyor mu yoksa bu hayata alıştık da tepki bile vermekten aciz miyiz?
İçinizdeki güç bu kadar küçümsenecek kadar az mı?

Oyuncu kadrosu şahane, oyunculuklar şahane... Ee daha ne olsun... 
İZLEYİN!!!


Türk Aile Yapısı Kıza Özeti

Sıkça duyduğumuz "ahlaki değerlerimize aykırı", "türk aile yapısına aykırı" ...
Bu kavramları kim, niye, neye göre oluşturmuş?
Türk aile yapısı oluşturalım...
Malzemeler :
1 kız çocuğu
1 erkek çocuğu
toplum
Yapılışı:
Kız çocuğuna pembe patikler takılarak, hanım hanımcık olma kuralları öğretilir. Üzerine bol baskı uygulanır. Cinsellik tu kaka olarak benimsetilir. Bacak arasını her koşulda korumak zorunda olduğu bilinçaltına sokulur. Yemek bulaşık çamaşır öğretilir. Meslek olarak önce okutmamak adına elden gelen yapılır illede okuyacaksa kadına uygun olduğu düşünülen öğretmenlik, doktorluk vb.. tarzlarda meslekler verilir.. Bu meslekler verilemiyorsa ev kadını olması öğretilir.

1 erkek çocuğu alınır o da büyütülür eli sıcak sudan soğuk suya sokulmaz, sen erkeksin bırak o bebeği arabayla oyna denir, yemek yapması asla uygun değildir, kadınlar üzerine baskı kurma yolları öğretilir, sevgilin olsun seviş gez eğlen ama karın bakire olsun denir helal süt emmiş olması makbuldur.. Ve yetiştirmiş olduğumuz hanım hanımcık kızımızla evlendirilir.

Ekşi Sözlük Alıntı

24 Nisan 2012 Salı

Google'ın Fermuarı Açık Kalmış

Google yine yapmış yapacağını ve çok harika bir şeyle karşımıza çıkmış.



Gideon Sundback kimdir:

 İsveçli elektrik mühendisi. Gideon Sundback fermuarın geliştiricisi olarak bilinir.
Otto Fredrik Gideon Sundback İsveç'te doğdu. Çok zengin bir çiftçinin oğluydu. İsveç'te eğitimini tamamladıktan sonra Almanya'ya gitti. 1903 yılında mühendislik sınavına girdi. 1905 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti.1905 yılında Pittsburgh'da Westinghouse elektrik şirketinde çalışmaya başladı. 1906'da New Jersey'deki Universal Fastener şirketine geçti. Daha sonra aynı şirkette baş tasarımcılığa terfi etti. 

1909'da Elvira Aronson ile evlendi.Sundback 1906 ile 1914 yılları arasında Talon isimli bir firmada çalışırken fermuar ile ilgili birçok gelişmeye imza attı. Elias Howe, Max Wolff, ve Whitcomb Judson gibi kendinden önceki mühendislerin bu alandaki çalışmalarını ilerletti.Sundback fermuarın gelişimine büyük katkılarda bulundu. 

Ayrıca fermuar üreten bir makine de yaptı. 1951 yılında mühendislik alanındaki başarılarından ötürü İsveç Kraliyet Akademisi tarafından altın madalya ile ödüllendirildi. 1954 yılında geçirdiği bir kalp krizi neticesinde yaşamını yitirdi. 2006 yılında ABD'li National Inventors Hall of Fame vakfı tarafından fermuar ile ilgili yaptığı çalışmalarından dolayı onurlandırıldı.

23 Nisan 2012 Pazartesi

Dedemin İnsanları


Emanet Çeyiz diye bir kitap okumuştum uzunca bir zaman önce, mübadele zamanlarını anlatıyordu. Bir genç kızın gelinlik hayallerini süsleyen çeyizini ardında bırakıp, yaşadığı topraklara vedasının hüznü vardı o kitapta. Ve onların ardında bıraktığı çeyizi emanet alanlar... Bir gün geri dönerler de eşyalarını isterlerse diye gözünden sakınanlar vardı.

İşte o kitabı aklıma getirdi bu film. Dedemin İnsanları... Ne oralıydılar ne de buralı... Sizin anlatacak çok şeyiniz var ya ben? Ya benim neyim var? Yalnız mı kalayım, hiç mi arkadaşım olmasın. 























Adil Kullanım

Biri adil kullanım kotası mı dedi?!

Aaa o da ne deme. Net limitsiz tarifesindeysen sen de adil kullanım kotasına tabisin demektir.

Net limitsiz demek gizli saklı olan bir kotan var demektir. Sen o adil kullanım kotasını geçersen hızın kaplumbağa hızına inecek demektir.

Sanma ki o kadar hızlı kullanırken neti bir de sınırsızın tadını çıkaracaksın doya doya. Yok öyle bir dünya!!!  Öyle bir gerçekliğin olması için canım ülkemdeki altyapının da tam olması gerek. Ama yok öyle bir altyapı...

Al işte altyapı laçkalığının sonucu: