27 Eylül 2011 Salı

Siz Hala Bu Fıstığı Görmediniz Mi?

Allahım allahım sabah sabah neşe kaynağım oldu bu fıstık.
Hal ve hareketlerinden şirinlik akıyor.
Yerim onu ben, yerim :)

21 Eylül 2011 Çarşamba

Yoksa Siz Hala?!

Yoksa siz hala Karmin'den haberdar değil misiniz! Böyle bir müzik zevkini nasıl kaçırabilirsiniz. Ben günlerdir dinliyorum nerdeyse... 

Grup Amy Heidemann & Nick Noonan'dan ibaret olmasına rağmen, internette oldukça popüler. Hani grup demek ne kadar doğru onu da bilmiyorum.

 Amy Heidemann ne zaman şarkıya bir giriş yapsa ben kendimden geçiyorum. Kadının sesi beni resmen büyülüyor. Normalde bu tür şarkıları dinlemem bile ama konu Amy olunca akan sular duruyor, nefesim kesiliyor, aklım beynimden çıkıp gidiyor.

Eğer çok geç olmadan siz de dinlemek istiyorsanız. 

Karmin Music Sayfası : http://karminmusic.com/

Karmin Music Youtube Sayfası : http://www.youtube.com/user/karmincovers

Karmin Facebook Fan Page : http://www.facebook.com/karminbook


Güzel bir şarkılarıyla da yazıma veda edeyim.


Rengi Atmış Tshirt Giyerdin



Şirin bir şarkıya yakışır, harika bir video.
Dinlemeyen pişman oluyormuş diyorlar...

20 Eylül 2011 Salı

Beni Çeken Bir Yan Var

Kore'nin müzik gruplarının beni çeken bir yanı var deyip duruyordum bir ara, çeken yanlarının ne olduğunu buldum. Kesinlikle eğlenceliler, aşırı eğlenceliler. Ya da davulun sesi uzaktan hoş geliyor ve ben bir kaç kare fotoğraf yüzünden eğlenceli olduklarını düşünüyorum. Amma velakin bizim müzik gruplarının albüm fotoğraflarına baktıkça içim kararırken, Koreli müzik gruplarının fotoğraflarına bakarken eğleniyorum ben.

Örnek görmek isterseniz de size B2ST grubunun iki fotoğrafını sunayım efendim. İşte karşınızdalar :)



Şarkılarından da bir örnek verecek olursam, tabiki de Fiction olur örneğim :)

İyi dinlemeler ^^


14 Eylül 2011 Çarşamba

13 Eylül 2011 Salı

Üçüncü Şahsın Şiiri...

Üçüncü şahsın şiiri geldi aklıma bir an, fotoğrafları görünce...
Nasıl diyordu Atilla İlhan:

Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım

Belki de hayat böyle bir şey... Hiç olmadık anlarda çıkıyor karşımıza diğer yarımız sandıklarımız. Ve bazen bir yanılsamadan ibaret oluyor inandıklarımız, güvendiklerimiz, uğruna ölümü göze aldıklarımız...

Neyse fotoğraflara bir bakın hele.





kaynak:

12 Eylül 2011 Pazartesi

An Invisible Sign, Sayılar Diyarına Hüzünlü Bir Yolculuk...

Matematikçiyim çünkü sayıları seviyorum. Çözümlemeli düşünmeyi seviyorum. Soyut kavramları somutlaştırmayı seviyorum. Hayal ettiklerimin varlığını bile sayılarla eğlenerek ölçüyorum. Ama beni hayata bağlayan şey sayılara olan tutkum değil.

Ama öyle biri var ki yaşamını babasının tutkusuna sarılarak anlamlandırıyor. Babasının hastalığı yüzünden yaşamına küçücük bir yaşta küsen bir kız var karşımızda bu filmde.... Ve bu minik kızımız yaşama olan öfkesini içine atarken kendini hayattan soyutluyor. Çevresinden uzaklaşıyor, sevdiği şeyleri bir bir terkediyor. Geriye sadece babasından arta kalan matematik sevgisi kalıyor.

Annesi kızı büyüdükçe farkediyor çocuğunun hayatındaki eksiklikleri...

Ve kızını bir gün ansızın evinden kendi hayatını yaşaması için kovuyor. Bir süre bahçede ailesinin onu eve geri alacağı günü bekleyen kızımız sonunda pes ediyor ve annesinin yardımlarıyla bir ev ve iş buluyor üstü örtülü yalanların eşliğinde...

Bulduğu işe odaklanamasa da sayılarla uğraşmak onu mutlu ediyor. Mutluluğu sayılarda buluyor, hayatını sayılarlar sürdürüyor. İçinde bastırdığı hayata olan öfkeyi de sağa sola vurduğu küçücük sayısal yumruklarla gidermeye çabalıyor... Her bir ufak tıkırtı ona yalnızlığını unutturuyor.

Bir süre sonra yalanları ortaya çıkacak olan kızımız acaba hayatını yaşamayı nasıl öğrenecek? Hangi sebep ona hayatının elinden kayıp gittiğinin farkına varmasını sağlayacak? Onu gerçeklerle yüzleştirecek olan şey ne?

Merak ediyorsanız, izlemelesiniz diyorum.

Film ilk başlarda kasvetli hatta sıkıcı bile gelebilir. Ama kendini izlettirmeyi bir şekilde başarıyor ve seyirciyi kendi öyküsünün içine sürüklüyor. Film bittiğinde ilk başlardaki sıkıntınızı unutmuş olacaksınız.

Şimdiden iyi seyirler.

Ha bana bu filmi önermem için tavsiyede bulunan FD canıma da teşekkürü bir borç bilirim :)

Nedense içimden naber panpa yazmak geldi :))

10 Eylül 2011 Cumartesi

Bir Gececik!

Bu hatunları bana versinler, bir gececik geçireyim...
Çok fazla bir şey istemiyorum yahu, sadece bir gececik.
Müzik zevkimin çarkına tükürecekler söyledikleri şarkılarla amma görsel ziyafet yaşamak istiyorum.
Off off yarabbim ya niye bazı hatunlar bu kadar güzel, bu kadar şirin, bu kadar çekici...
Kıskanıyorum bazı hatunları...
Hatta ve hatta gidip sen niye bu kadar güzelsin diye saçını başını yolmak istiyorum.
Benim ne eksiğim var yaeee....
Saymaya başlarsam eksikliklerimi iyice depresyona gireceğim en iyisi mi ben susayım...
Ezikliğin luzumu yok değil mi?!


Turkey!


Fazla söze gerek yok, reklam afişi oldukça başarılı.

Bu Reklam Dikkat Çekmeyecek de Ben mi Dikkat Çekeceğim?!

Bu reklam kadınların dikkatini çekmeyecek de kimin dikkatini çekecek?!
Hem kadere vurgu yapılmış, hem de kaçırdığımız fırsatlar önümüze serilmiş vaziyette...
İzleyin.
Yorumu size bırakıyorum.

9 Eylül 2011 Cuma

Sanatla Karışırsa Çizgifilm

Kim sevmez ki çizgi film karakterlerini ya da şöyle demeliyim, kim izlemedi ki çocukluğunda çizgi film...
Tvnin olmadığı zaman diyeceksiniz biliyorum o kısmı geçelim efendim diyorum ben de...
Her neyse konu bu değil. 
Çizgi filmler sanatla karışır, iç içe geçerse bakalım ne oluyormuş ^^










kaynak: