26 Aralık 2010 Pazar

Çok Değilmiş

Bir arkadaşım var hiç yakın değiliz hatta doğru dürüst selamımız sabahımız yoktur tek ortak noktamız aynı okulda, aynı bölümde okuyor olmamız.

Geçen beni facebookta eklemiş. Ayıp olmasın dedim kabul ettim. Bu arada cinsiyeti yanlış anlaşılmasın hemcinsimdir kendisi.

İyi hoş gayet güzel beni online bulunca konuştu falan, msn adresimi istedi verdim. Bizim bunla dolusuyla ortak yönümüz çıktı. Aynı tarz müzikleri dinlediğimiz, aynı filmleri beğendiğimizin ayrımına vardık.

Benim bir önyargım vardı o okul birincisiydi her dönem, bense her dönem okul sonuncusu, konuşacak ne ortak noktamız olabilirdiki. Ama işin aslı astarı öyle değilmiş.

Sevindim şahsen. Şimdilerde ayrılmaz ikili gibiyiz. Bunca zamandır yana yakıla aradığım, aynı şeylere güldüğüm aynı şeyleri sevdiğim bir dost istiyorum çok mu demiştim.

Çok değilmiş.

23 Aralık 2010 Perşembe

İşte Gerçekler

Google Translate hızlı bir şekilde gelişimini sürdürüyor.
İşte gerçekler :)

21 Aralık 2010 Salı

Te Amo

Eğer bir İspanyol sevgiliniz varsa eğlenceli bir paylaşım olurdu şu alttaki uğraş:)


_____________________☆
____________________Tea
__________________TeamoT
_________________TeamoTea
________________TeamoTeam
_______________TeamoTeamoT
______________TeamoTeamoTea
_____________TeamoTeamoTeam
____________TeamoTeamoTeamoT
___________TeamoTeamoTeamoTea
__________TeamoTeamoTeamoTeam
_________TeamoTeamoTeamoTeamoT
________TeamoTeamoTeaoTeamoTeam
_______TeamoTeamoTeamoTeamoTeam
______TeamoTeamoTeamoTeamoTeamo
_____TeamoTeamoTeamoTeamoTeamoTe
__________________Teamoo
__________________Teamoo
__________________Teamoo
__________________Teamoo
█▄♥▄█ █▄♥▄█ █▄♥▄█ █▄♥▄█ █▄♥▄█ █▄♥▄█

19 Aralık 2010 Pazar

RUH HASTASI!!!


Her hafta şemsiye alamadığı için, şemsiyesini düzgün bir şekilde katlayıp da kapatan insanlar ruh hastası oluyorsa...
Kabul ediyorum:
Ben RUH HASTASIYIM.

Git Kendini İmha Et! Sen Bu Dünyadaki En Zararlı Varlıksın

Bazen gülüyorum etrafımdakilere. Bence üniversiteye öğrenciyi sınavla değil IQ testiyle almalılar. Daha monitörün nerden açıldığını bilmeyen hatunlar, gelip ezberledikleri üç-beş kodla yüksek not alınca ben oldum havalarına bürünüyorlar ya allahım ben orda sana geliyorum.

Teorikte harikalar yaratan insalar bile bazen gelip benim rezil notlarıma aldırmadan benden yüzlerini kızartıp yardım istiyorlar ya çok gülüyorum.


-Ayyy kediii virüz programını nasıl yüklüyorduk?

ben: Arghhhhh shit. Kuzum senin bölüm ne?

-Bilgisayarlı Matematik.

ben: Eee ne öğretiyorlar orda size?

-Program yazmayı.

ben:Başka??? İşletim sistemleri dersin de var değil mi? Hatta veri tabanı ve diller de... Daha bir çok dersin var biliyorum ben. Aynı sınıftayız kuzum yaaa. Söyletme beni şimdi.

-Şey ama ben bunu bilmek zorunda değilimki... Derste işime yaramayacak nasılsa.

ben: Höö ne diyorsun sen ya??? Herşeyi senin önüne hazır mı koyacaklar bu hayatta? Kendin araştırıp-geliştireceksin.

-Ama ben öğretmen olacağım formasyon alıyorum. Bunlar sadece ders. Beni bağlamıyor.

Ben bu laftan sonra koparım hacı, yağma yok koparım. Ben böyle bilgisiz, dersi sadece geçmek için öğrenen insandan tiksiniyorum. Gitsin kendini çöpe atsın, yaksın, assın!!! Ya gitsin kendini imha etsin!

Çocuğumu yarı cahil bir insana asla emanet etmem ben! Bir insan önce kendini geliştirebilmeli ki faydalı olsun çevresine. Sadece elindekilerle yetinen insan bir yerden sonra gelişemez. Çevreye kulaklarını tıkayıp aynı populasyon içinde mutasyon bekleyerek evrimleşmeyi bekleyen canlılardan ne farkınız kalıyor böyle yaparak???

Takın o at gözlüklerinizi gözünüze. Hayat size altın tepsiyle sunacak bilgiyi.

Yazık, üniversitede okuyorsunuz ama hala ananınızın önünüze koyduğu yemekle karnınızı doyuruyor, babanızın verdiği harçlıkla aldığınız sigarayla çevrenize hava atıyorsunuz.

Siz geleceğimizsiniz!!!

HAZIRCI BİR GELECEK!!!

Böyle bir gelecek olmaz olsun!!!

Doğru demişler yarı cahilden kork diye... Yarı cahil kulaktan duyma bilgiyle yetinir, google'a sormayı araştırma sanır, bilgisini en doğru diye pazarlarmış.

Akıllara Zarar 12 Twitter Tipi

Bu nee dediğini duyuyorum. Ben de ilk gördüğümde bu ne hacı dedim
Ve kendim hangi sınıfa girdiğimi merak ettim.
Ben depresyonlu sınıftayım.
Sen hangisindesin?

12 Aralık 2010 Pazar

Bırrr Donuyorum!

Sabah yataktan kahvaltı yapmak için bile bin bir zahmetle kalkmış olan ben, yüzünü yıkadıktan sonra kırk beş takla atan yine ben, annemi kıramadığım için birazdan alış verişe gideceğim.
Bu soğukta artık üstümü kaç kat giyinirim allah bilir.
Hele ki kafamı dahi üşütürüm korkusuyla gece yatağa bereyle giren yine ben!
Sabah az kırık, az da üşütük kafanı inşallah tamamen üşütmemişsindir laflarını kız kardeşinden duyduktan sonra kafası yoklanan yine ben =)

Nefret ediyorum soğuk havalardan.
Aaa öyle deme, bak mikroplar kırılıyor, iyidir soğuk iyidir diyenlerin kaşını gözünü patlatmak, kafalarını karpuz gibi kırmak isteyen yine ben.
Lan bendeeeeeee kansızlık var anlamıyor musunuz?
Götüm donuyor götüm!
Sobanın içinde geçiriyorum resmen kışları.
Sobasız geçen dakikalarımda ya burnum morarıyor, ya dudaklarım, ya ellerim.
Çooook zamanlar ellerimde eldiven olmasına rağmen telefona cevap verememişliğim vardır, titremekten.

Neyse kısa lafın özü bahar çabuk gelsin.
Ya da soğuklar mevsim normallerine dönsün.
Ben burnumla, kulağımla, dudağımla, ellerimle, kıçımla barışık, sıcacık bir yaşam geçirmek istiyorum!

11 Aralık 2010 Cumartesi

Ben Hiç Kar Topu Oynamadım!

Bu yazıyı okuyan İzmirli anlayacaktır halimi...
Çocukluğumdan beri sulu sepken yağan karı hep pencere ardında izledim ben.
Hiç kar topu oynamadım...
Hiç kızakla kaymadım yokuştan.
Kardan yere değen dallarıyla oynamadım ağaçların.
Ve büyüdüm bu özlem içimden yine de gitmedi.
Bir kardan adamım olmadı benim hiç. 
Gözlerini kömürden, burnunu havuçtan yapamadım.
Atkımı boynuna saramadım.
Eline kocaman bir süpürge tutturamadım hayallerimdeki kardan adamın.
Masal gibi geldi gök yüzünden yağan pamuk parçasıymış gibi kar.
Engin pamuk tarlalarıymışçasına hayal ettim karı ben.
Yumuşacık ama soğuk, eğlenceli ama zararlı olabilecek...
Pamuk şeker gibi avcuma aldığımda sıkınca eriyecek.
Ağzıma attığımda tadını beğeneceğim...
Denizlide satılan kar-pekmez ikilisi geldi hep aklıma kar haberlerini izlediğimde televizyonda.
Ve pencerede sulu sepken yağan karın tutması için dua ettim çocukluğum boyunca rabbime.
Tutmadı...
Ama ben dua etmeye devam ediyorum.
Dışarda yaşayan evsizleri de dualarıma ekleyerek.
Çaresizleri de düşünüyorum artık çocukluğumdan farklı olarak.


Sıkıldım Artık Onu/Bunu/Şunu Düşünmekten

Şu elbiseden yapıp bu soğukta sokakta dolaşasım var.
Valla var bak.
İsteyen kaşar der, isteyen orospu...
İsteyen manyak desin, isteyen delirdi fukara...
Umrumda değil.
Sıkıldım artık kim ne diyecek diye düşünmekten.

Doll Master/인형사(2004)

Hangimiz çocukluğumuzda oyuncak bebekle oynamadı ki? (sözüm hemcinslerime)
Hangimiz bebeklerimizi kendimizden bir parçaymış gibi yanımızda ordan oraya taşımadık ki?
Yemek yedik beraber, ağladık beraber...
Ama bir gün geldi ve büyüdük.
Oyuncak bebeklerimiz ya çöpe gitti, ya da sağda solda toz içinde hatırlanmamak üzre hayatımızdan silindi gitti.
Biz onları unuttuk ama ya onlar bizi unutmadıysa???
İşte film burada başlıyor.

Doll Master (인형사, Inhyeongsa) 2004 yılında yapılmış bir korku ve Güney Kore filmidir. Yong-ki Jeong tarafından yönetilmektedir.


Yönetmen: Jeong Yong-Gi
Yazan: Jeong Yong-Gi
Yayın tarihi: 6 Ağustos 2004 
Süre: 90 dk.

Oyuncular:

Lim Eun-kyeong 
Kim Yoo-Mi 
Ok Ji-yeong 
Nam Myeong Ryeol 
Kim Bo Yeong 

Son olarak filmden karelerle veda edelim.












10 Aralık 2010 Cuma

Ömrüm


Yaşamı sonsuz sanma sonunda var ölüm
Unutma senin için Zamanda duracak bir gün
Her ne kadar bu resimde olsada yüzümde bir tebessüm
Bir deri bir kemik devam eder bu ömrüm

9 Aralık 2010 Perşembe

Gece Geceler

İyi geceler diyesim geldi :)
Hepinize iyi geceler :)
Huzurlu ve güzel bir gece geçirmeniz dileğimle.
Tatlı rüyalar görün, kabuslar uzak olsun...

7 Aralık 2010 Salı

SON



Bu sözcükleri kanımla yarattım,
evet, acılarımla yarattım bu sözcükleri!
Anlıyorum sizi dostlar, her şeyi anlıyorum.
Benim olmayan sözcükler girdi araya,
anlıyorum sizi dostlar!
Havalanmak istiyormuşum gibi
kuşların kanatları, bütün kanatlar
imdadıma yetişti,
işte benim olmayan bu sözcükler
ruhumun bu karanlık esrikliğini kurtarmaya geldi.

Şafak,
sıkıntı düğümlerini boğazımda hiç
bu kadar sıkmadı sanki.
Yine de
kanımla yarattım, evet, acılarımla
bu sözcükleri. Yarattım onları!

Neşe için sözcükler yarattım
alev alev bir taçken yüreğim;
çivileyen acının sözcüklerini,
sizi kemiren içgüdüleri,
tehdit eden atılımları,
sonsuz istekleri,
açı kaygıları,
ak şemsiye çiçekleriyle dolu kırmızı bir toprak gibi
çiçeklenen ömrümü örten aşk sözcüklerini.
İçimden taşıyorlardı. Hep taşmışlardır.
Çocuk, acım çığlıktır
ve sevincimdir sessizliğim.

Daha sonra unuttular gözler
herkesin yüreğinin rüzgarıyla
süpürülen gözyaşlarını.

Şimdi söyleyin bana dostlar
nereye saklandığını
hıçkırıkların bu buruk öfkesinin.

Dostlar, nereye saklandığını sessizliğin,
hiçbir kulak, hiçbir bakış
kendisini suçüstü yakalamasın diye.

Sözcükler geldi ve bir şafak gibi
bastırılamaz yüreğim parçalandı onlar arasında,
asılarak uçuşlarına,
sürüklenip, çekilip kahramanca kaçışlarında,
terkedilmiş ve çılgın ve onlar altında unutulmuş yüreğim
ölü bir kuş gibi, kanatlarının gölgesinde.

Pablo Neruda

5 Aralık 2010 Pazar

Bana REZİL Olmadığımı Söyle!!!

Yazacak o kadar çok şey biriktiki beynimde artık bazen ne yazacağımı şaşırıp hiç bir şey yazmadan öylece el el üstünde elde şey üstünde oturup pcnin ekranına mal gibi bakarken buluyorum kendimi. Akıl sağlığımın yerinde olup olmadığından bile emin değilim ki yazı yazabileyim.

Hatta kafa tasımın içinde bir beyne sahip miyim orası da muallakta ya hadi bakalım hayırlısı.

Neyse efendim vize haftasının kapanışı şerefine azcık kafa dağıtayım dedim ve arkadaşlarla ders çıkışı kumpirciye hem çene çalmaya hem tıkınmaya hem de vakit öldürmeye gittik. O gecenin sabahında 2 tane sınav atlatmış olduğumu gecede 4civarı yatmış olduğumu belirtmek isterim. Neyse tıkındık ettik, o gruptan ayrıldım diğer arkadaşlarımın yanına gittim. Çaydı, çınardı orda da vakit öldürdükten sonra, 22civarlarında evin yolunu tutmak için yollara düştüm. Arkadaşlar da bilet değiştirecekleri için benle Büyük Parka kadar geldiler.

Bilet faslını geçeyim. Orası sizi ilgilendirmez, ben kendimi anlatmak derdindeyim çünkü. Hani ağlasam mı, gülsem mi bu duruma bilemiyorum yaaa allammm ne pis bir durum bu böyle diyorum bazen aklıma geldikçe.

Bir de okuldan Küçük Parka geçerken zaten ayağım takılmış metro çalışmaları yüzünden, arkadaş tutmasa yeri öpecek vaziyete düşmüşüm. Ama ama kader düşmüyor ki yakamdan illa öptürecek yeri.

Ki zaten öyle böyle değil eşşek gibi öptüm yeri, büyük parkın oralarda.

Hafif bir duman var beynimde, merdivenleri slow motion modda çıkıyorum, uzaklardan bir yerden Amy Lee'nin en sevdiğim şarkısı çalındı kulağıma. Tam durup dinleyeyim derken çat ayağım takıldı mı merdiven sapağına, bir örselendim, tam kendimi toparladım dedim bu sefer diğer ayağım takıldı pat diyee yuvarlandım bal kabağı gibi yere.

Allahtan takım taklavat sağlam şu an:D

Hani sanmıştım ki ben kuş gibi uçacağım, kuğu gibi süzüleceğim, arı gibi konacağım. Yok hiç biri olmadı bildiğin patates çuvalı gibi yuvarlandım, içimdekiler çıktı dışıma:D

Halime de gülmedim değil hani. Çünkü acayip bir stresten çıkmışım, laçkalaşmışım, sinirlerim yıpranmış bastım kahkayı :D

Başka zaman olsa okkalı bir küfür çekerdim:D

Rezil olmamışım değil mi sayın okuyucu?

Bana REZİL olmadığımı söyle.... Buna ihtiyacım var.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Kwon Sang Woo

En süper kareyi sona sakladım.
More than blue ile hayranlığım ikiye katlandı!
Tanıyalım, tanıtalım!

Doğum Tarihi : 5 Ağustos 1976 
Doğum Yeri: Dae Jeon
Kan grubu : O
Dini : Hristiyan
Hobileri: Yüzmek, box, sağlık klubüne gitmek, basketbol
Boyu : 183 cm
Kilosu : 70kg
Ailesi : Anne, erkek kardeş , kız kardeş,yeğen
Eğitimi : Dae Jeon elementary / Dong Myung mid/ Chung Nam high/ Hannam Universitesi Sanat bölümü

Dramalar


The Substitute (2010)
Cinderella Man (MBC, 2009)
Bad Love (KBS2, 2007)
Sad Love Song (MBC, 2005)
Stairway to Heaven (SBS, 2003)
Into the Sun (SBS, 2003)
We Are Dating Now (SBS, 2002)
Delicious Proposal (MBC, 2001)
Legend (SBS, 2001)
Man and Woman (SBS, 2001)


Filmler


Into the Gunfire (2010)
More than Blue (2009)
Fate (2008)
A Destiny (2007)
Almost Love (2006)
Running Wild (2006)
Wild Beast (2005)
Love So Divine (2004)
Spirit of Jeet Kune Do: Once Upon a Time in High School (2004)
Project X (2003)
My Tutor Friend (2003)
Make It Big (2002)
Volcano High (2001)


Müzik Videoları:


Ji Young Sun - First Love 
Jo Sung Mo - Ace of Sorrow
Papaya - Smile Smile
Project X
Why


Ödülleri:


Daejong Film Festival : Most Popular Actor, 2004
Baeksang Art Awards : Best New Actor, 2003
Daejong Film Festival : Best New Actor, 2003
Blue Dragon Film Awards : Most Popular Star, 2004





















1 Aralık 2010 Çarşamba

Ders Çalışmaya Çalışmak

Yazım çirkin, alay edeni, dalga geçeni deşerim.
Halimi görün de acıyın bana diye yayınlıyorum bu fotoğrafları.
Günlerdir uykusuzum saçmalamaya başladım.