31 Temmuz 2010 Cumartesi

Flip-Flop Maceralarımaa Gelll Anammm

Pazar günü alalacele hastaneye giderken ayağıma ayakkabı geçirmeye zaman bulamamıştım. Bununla birlikte ayaklarımdaki flip floplar yerle bir aşırı düz taban, boyum az buçuk uzun olduğundan hiç topuklu bir şey giymeyi sevmem.

Ama o gün bu topuklu sevmeme merakım başıma dert oldu, ayağıma gidiş yolunda cam çivisi gibi paslı bir şey battı. Eve döndüğümdeyse bir raptiye benim için hali hazırda ters bir şekilde beklemedeymiş gibi ayağımın diğer tarafına da o battı.

Hayır bir de onu çıkarmak yürek istiyor. Zaten ağladı ağlayacağım bir de öyle fiziksel bir acı işin içine girince insanın içi buruluyor.

Kanamdı da meret. Kanasa kolonyayla falan idare etcem, sileceğim, sabunlu suyla yıkayacağım falan ama yok zerre bir damla bile kanamadı. Hayır bir de eşşek gibi battı çıkarırken zaten canım çıktı.

Neyse dedim, kanamadığından da kimseye söylemedim. Cenaze kaldırıldı, etraf azcık sakinleşti, anne dedim çivi battı bana ne yapacağım ben. Sağlık ocağına git bir tetanoz aşısı vurdur ne olur ne olmaz, bir de senle uğraşmayalım dedi.

Hadi ona da tamam dedim. Tuttum sağlık ocağının yolunu gittim aşı vurdurmaya. Anlattım derdimi öyleyken böyle, böyleyken şöyle derken ehh iyi iyi bir aşı vurulacağına iki aşı vurulsan bir zararı olmaz dimi kehkeh kehh dedi saygıdeğer aile doktorum. Anlayacağınız tek tetanoz aşısı vurulmadım devlet babanın yukardan inme emrine tekabül kızılcık aşısı da vuruldum, doğurganlığım heba olmasın vatana millete beyni yıkanmış çocuklar vereyim diye!

Hayır kızılcığı vurdurmaz da sadece tetanozu vurdursam bir şeyler imzalamam gerekmiş. Dedim imzalamayacağım ve denekte olmak istemiyorum. Doktorum mahsun mahsun baktı ben kendi kızımı bile aşıladım eğer denek olduğunuzu düşünseydim onu aşılatırmıydım hiç dedi.

Hayır bir de aşırı derecede güveniyorum bizim aile doktoruna. Onu da kırmak istemediğimden vuruldum o aşıyı da. Ama benden bir hafta haber alamazsanız bilinki öldüm. Ardımdam üç kulhu bir elham okuyun beni unutmadığınızı bileyim.

Flip floplarla ikinci olayımsa yine her zamanki gibi yeğenim car car bağırınca kucağıma zorla tutuşturup parka postaladıklarında geldi başıma. Ağlamıyorum, kendimi dövmüyorum, metanetli davranıyorum ya ayak hizmetçisi gibi oldum evde sağa sola koşturup duruyorum. Yav kendimden küçüklere bile su falan götürüyorum. Tamam bunun lafı edilmez ama ağlamak acı çekmenin somutlaşmış haliymişçesine algılanıyor. Ben de ağlamadığımdan sanki mutluyum da hiçbir halt umrumda değilmiş gibi düşünülüyor. Bu da beni çileden çıkarıyor.

Neyse ben olaya döneyim, oturduğumuz yerler çok taşlı topraklı, ananemde yatıp kalktığımdan eve çok fazla gidemediğimden yine ayağımda flip floplarım var. Ayağımın altına oynak bir taş denk geldi hoppp kendimi yerde buldum. Çocuğa birşey olmasın diye sırtımı yere doğru attım ama o can acısı beni mahvetti, dedim gitti benim kaburgalar. Şu an mosmor sırtım, kalçam.

Bizim velet bastımı yaygarayı allahım susmak bilmiyor. Unuttum acımı (bir de tetanoz aşısı sol kolumu kullanmamı engelliyor) koştura koştura eve geri döndüm, yarası falan varsa sileyim temizleyeyim diye. Ama hissediyorum sadece korktuğundan ağlıyor sıppa. Söyle bakim çocum neren acıyor eski kabuk bağlamış yaralarından birini gösterdi 'aba bura acıyor bura krem sür'. gönlü olsun diye sürdüm kremi, sustu bi beş dakika sonra bastı yaygarayı tekrardan. Ne oldu yinee dememe kalmadan 'ABAAAA HANGİ KOLUM ACIYOR ABAAA' demez mi kahkahalarla gülmeye başladım sinirimden. Benim deli gibi gülmeye başladığımı görünce sustu velet.

Allahtan ki sustu yoksa o çığlık attıkça ben onu duvardan duvara çarpma arzusuyla yanıp tutuşuyordum.

İşte bugünlükte bu kadar. Eve uğradığım zamanlarda yazacağım yine.

Bir daha flip flop giymeme arzusuyla, kendisini evde terlik giymedimi çıplak hisseden kediden sevgileler...

29 Temmuz 2010 Perşembe

Aferin Maşallah Gittii...

Söze nasıl başlarım, nasıl anlatırım bilmiyorum. Tek bildiğim aferin maşşallahın artık bu dünyada olmadığı.

İçimdeki acıyı kelimelere dökmek, cümleleri ard arda sıralamak zor, ama kimseye anlatamıyorum, güçlü olacağım, destek çıkacağım diye içime atıyorum. Bir şekilde anlatmalı içimi dökmeliyim.

En baştan tüm iğnesiyle tüm sıradanlığıyla anlatacağım.

Cumartesi doğum günümdü, ama aynı zamanda bir kuzenimin nişanı başka bir kuzeniminse kına gecesi günüydü. Bu yüzden annemler babamın köyüne, teyzemler ve sülalenin geri kalanı diğer köye gittiler.

Evde, ananemle dedemin yanında bir kardeşim bir ben bir de teyzem en küçük teyzem kaldı (küçük teyzemin bizle kalmasının sebebi de dedemin yatalak olması ve altını bizim değiştirmemizden utanmasıydı).

Cumartesi gecesi hep beraber doğum günümü kutladık mum üfledik, pasta yedik, eğlendik tavla bile oynadık. Çok güzel bir gün geçirdik hep beraber.

Pazar günü (yine annemler köyde) bir biz varız ananemlerde akşam üstü, banyo yapmak için eve döndüm ben. Kardeşime de evdeyken mesaj attım gel azcık evi beraber toplayalım. Mesajı atar atmaz ev telefonu çaldı 'koş yetiş dedeme birşey oldu.'

Kıçımda yırtık donum, ayağımda şipidik terliklerim üstümde askılı tshirtümle fırladım çıktım sokağa. Ama elim ayağımı zor zaptediyorum nolur birşey olmasın nidalarıyla.

Gittiğimde ambulans gelmişti. Kaldırdık sedyeyi hastanenin yolunu tuttuk bir teyzem bir ben yanımızda ne erkek var ne doğru dürüst para var. Aceleden telaştan herşeyi unuttuk elimiz ayağımıza karıştı. Kardeşimi ananemin başında bıraktık.

Ambulansta teyzem ağlıyor, teyzem ağladıkça ambulans şoförü kız ağlıyor. Ben biri yanımda ağladımı kesinlikle ağlayamam korkumdan, daha fazla ağlar susturamam zapt edemem diye.

Neyse hastaneye geldik bir hışımla dedemi aldılar içeri bize girmeyin sadece kaydını yapın biz sizi çağıracağız dediler.

Teyzem o lafı duyunca attı kendini yere başladı ağlamaya, zor susturdum, gittim kaydı yaptım ben kaydı bitirdim bitirmedim içerden çağırdılar işte bilmem kimin yakınlarından biri gelsin diye baktım teyzem hüngür hüngür yine ağlamaya başladı dedim sen dur ben girerim içeri ama ağlama artık yıpratma kendini.

Neyse girdim içeri. Hemşire az bekle doktor gelcek dedi. Tamam beklerim ben dedim. Bir beş dakika kadar bekledim doktor geldi, ağzındaki baklayı çıkaracak ama bakınıyor sağıma soluma başka biri desteği falan yok mu diye. yok kimse bana söyleyeceksiniz dedim  Canım başınız sağolsun hasta buraya geldiğinde yapacağımız hiç birşey kalmamıştı görmek ister misin son kez dedi, elim ayağım boşaldı ama dışarda teyzem var ona nasıl söylerim ben ağlarsam ben güçlü olmazsam dışarda ağlayan hiç durmaz diye sustum. Son kez görmek için doktoru takip ettim, o sırada dedemin çenesini bağlıyorlardı.

Başka görmek isteyen varsa gelsin dediler, yok dedim zaptedemem ben çok ağlıyor görmesin daha iyi dedim. Çıkış işlemlerini yapmam için gerekenleri söylediler dedimi morga indirdiler.

Gittim teyzemin yanına kötü birşey mi oldu diye bağıra bağıra ağlamaya başladı, dedim yapma teyze rezil oluyoruz biraz sakinleş yapmam gerekenler var ben döncem dönünce sana anlatacağım dedim. Çıkış işlemlerini tamamladım nüfus cüzdanını falan bıraktım hastaneye nüfus müdürlüğüne öldüğünü haber versinler diye.

Sonra döndüm teyzeme ama teyzeme söylemem gerek kalmamıştı anlamıştı. Biliyorum öldü demi dedi başımı sallamakla yetindim, cevap versem ağzımı açsam biliyordum ağlayacaktım bu yüzden sustum.

Söyleyemdim görmek ister misin diyemedim. Sabah gelin alın dediklerinden bir taksi çağırdım eve döndük evde vereceğim parayı dedim adam tamam dedi, allah razı olsun.

Zaten eve dönünce telefon trafiği başladı aramam gereken herkesi aradım. en çok üzülerek konuştuğum yurt dışında yaşayan gelmeleri, cenazaye yetişmeleri neredeyse imkansız olan teyzemlerdi...

Uuzunca bir zamandır olmada da birkaç gündür oratalarda yoktum farkında mısınız bilmiyorum. Hepinizi özledim.

Rabbim hayırlı ölüm nasib etsin hepimize.

25 Temmuz 2010 Pazar

Doğum Günümdü 24 Temmuz :)


Doğum günümü maille ilk kutlayan Teknosa oldu ardından Yapı Kredi geldi. Onun ardından ise Gitti Gidiyor. Ve son dakika golünü Hürriyet Gazetesi attı.

Tabi bunlar sanal alem kutlamaları reele döneek olursak bu sene allahtan facebook duvarımı şenlendiren olmadı çok fazla çok şükür.

Ama sanal arkideşlerim şenlendirdiler (ki zaten ancak ordan doğum günümü kutlayabilirlerdi ne cep telefonumu bilirler ne evimi ne işimi) onlara burdan da çokkk teşekkür ediyorum.

Yakın çevremdeki arkadaşlarımın araması sorması beni daha fazla mutlu ederdi ama ne arayan ne soran oldu çok yakınlarım haricinde.

Bi Çiğdemim bir Nadid'im bir Ebru'm aradı sordu.

Onlara burdan tekrardan teşekkür ederim :) Bu yazıyı okuyacaklarını biliyorum.

Neyse uyku vakti ben çok yorgunum zıbarmaya gitcem gari haydin iyi geceler sabah görüşürüz.

23 Temmuz 2010 Cuma

Marifetliyim Ayhhh =)

Normalde farklı patik örüp satıyorum ki ördüğüm patikler büyüklere göredir. Ama elimdeki ipliklerim bitince yolum tuhafiyeye düştü. Düşmez olaydı diyorum. Çünkü kışın 1,25tlden aldığım yumakların fiyatı yaz olduğundanmıdır nedir yüzde yüz zam yemiş anasını satim tamı tamına 2,5tl olmuş.

Üç tuhafiye gezdim üçüde ağız birliği yapmışlar resmen.

Ne yaptınız siz ya epi topu dandik bir yumak deyip almadım tabi ipleri.

Lan ben patiğin adedini 6tlden satıyorum (ki ona bileeeee aaaa çok pahalııı neee bu canım altın mı alıyoruz diyen andavallı öküzler çıkıyor.) ipini 2,5tlden alırsam benim kazancım nee olcak.

Neyse can sıkıntımı geçirmek ve zaman öldürmek için ucuzluk iplerden 2renk aldım ve evin yolunu tuttum. Zaten tuhafiyeleri gezmek başlı başına işkenceydi biri ebesinin nikahında, diğeri imamın sol yanında, öbürküsü cehennemin ta dibinde. Ayaklarıma kara sular indi yürümekten, sıcak desen hiç sorma tepemde güneş sırıttı sırıttı durdu.

Neyse geldim eve azcık düşündüm taşındım. Nette sağa sola bakındım bir erkek bebek patiği beğendim onu yapayım dedim ama renklerim pek uygun düşmeyeceğinden vazgeçtim. Sonunda kendi yaratıcılığıma sığınarak haydi bismillah dedim ve başladım tığlamaya.

Sonuçta şu şirin patik ortaya çıktı. Bilmem beğenir misiniz. İnsanın içi bunu satmaya kıyamaz valla. Galiba ben bunu kendi bebelerime saklaycem (doğurmayı düşünesem de bir şekilde saklayasım var satamam valla).

Ha unutmadan ben harçlığımı ördüğüm patiklerinden ve el işlerinden çıkarıyorum. Ve unutmadan siz ev hatunu muhabbeti yapmadan ben söyleyeyim ben bir üniversitede okuyorum ve alnımın teriyle bir şeyler yapma çabasındayım.

Çift Gökkuşağı

Bir gökkuşağı gördüm sanki :)
Işık oyunundan tek olan gökkuşağı iki gözüküyor doğa harikası bu olsa gerek =)
Yer neresi diye sorarsanız Denizli olduğunu belirtmek isterim:)


22 Temmuz 2010 Perşembe

Sketchbook


Eğer daha fazlasını görmek isterseniz buraya birr tıkkk =)

Barbie Bebeklerin Dünyasına Ufak Bir Yolculuk Yapalım Mı?

Barbielerin nasıl yapıldığını minnacık bir kızkenden beri çok merak ederdim. Bugün bu merakım tatmin oldu sanırım ve bunu sizinle paylaşayım istedim.
Barbie bebeklerin yapım aşamasından giriş yapalım olaya sonra çeşitlerine kadar ineriz görsellerle :)
İşte başlıyoruz.

Her kesimden ailenin çocuklarına alabileceği fiyat aralıklarında şu an barbie bebekler.
Benim zamanımda (ben çocukken) oyuncakçı vitrinlerine ağzımızın suyunu akıtarak bakmakla yetinirdik. Bazılarımız şanslıydı çünkü yurt dışında aile üyeleri vardı ve herhangi bir durumda hediye gelme olasılığı yüksek bir oyuncaktı barbie bebekler.
Şimdilerde minik kızlarımızın kimi barbie bebeklere benzemek için ya anoreksiaya tutuluyor ya blumia oluyor.
Kimileriyse kendilerini daha fazla çirkin hissediyor.
Hele ki sıfır beden mankenler de işin içine girince minicik kızlarımız hayatın gereksizliklerinde boğulup gidebiliyor.
Çocuklarımızla biraz daha fazla ilgilenirsek bunların önüne geçebiliriz belki bir umut...
Artık barbie bebekler çeşit çeşit her zevke hitap eder hale geldi.
İşte bir kaç örnek :)



Rüyamda Bile Aldatıldım Ohannneeesssss

Her yaz kıçı açıkta uyuduğumdan yine bir rüya ile karşınızdayım efenim. Bu seferki rüyam oldukça güncel bir konunun çarpıtılmış hali.

Ben şimdi şu alacakaranlık serisinin Bella'sıymış. Rüya bu ya (ki uyku halinde hiç rüya gibi değildi anlatırken kolay ama) Edward da benim sevgilimmiş. Ama bir farkla biz üçlü grupmuşuz ben, şu kırma kurt Jacob ve Edward.

Geziyoruz, tozuyoruz, eğleniyoruz falan ama bir şeylerde bir terslik var hissediyorum. İçimdeki kuşku günden güne büyüyor, büyüyor. (farkettimde rüya da bile paranoyaklaşıyorum iki dakikada remin neresine sığdırdıysam bu durumu töbe yarabbim ya)

Sonunda içimdeki kuşkuyu gerçek hayatmışçasına gözlerimle şahit falan oluyorum. Edward'la Jacob'u el ele yakalıyorum. Höh ne oluyor demeye varmadan uyandım. Hayır olayın en heyecanlı yerinde uyanıyorum her seferinde çığlığım boğazıma , hevesim kursağıma takılıyor. Olmuyor ama böylee filmin en tatlı yerinde elektriklerin kesilmesi gibi bir durum bu. Ahh acııı çekiyorumm. O rüya böylee bitemezdi. Bari arkası yarın tadında devam etsin bu gece.

Bu arada rüyam bu kadar hanım evladı değildi sansüre uğradı bilesiniz aldatma kısmını siz zevkinize göre tamamlayın.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Ne Kadar Değersizim Lannn

Yazcak bi bokum yok, oynuyorum bulduğum bokla.

Cumartesi doğum günüm ve ben hayatım boyunca (ki 23e basıyorum) hiç arkadaşlarımla doğum günümü kutlamadım. Çok ezikçe bir durum biliyorum ama elimden ne gelebilirki...

Millete (belki onlarda benim doğum günümü hatırlar falan die) doğum günlerinde illa ufakta olsa bir kaç hediye almışlığım, aramışlığım sormuşluğum vardır. Ama artık bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı başına taş yağsın sen bana iyilik yaptın yaa çok safsına döndüğünden nankör arkideşlerim ne arıyor ne soruyor.

Neyse üç-beş arkadaşımı bu gruptan ayırabilirim. Ama onlarda en fazla facebook duvarımı şenlendirmekten öteye gidemiyor.

Kimileri o kadar pişkin ki 'eeee doğum gününde ne yapcenn kedii, eee bizi doğum gününde nereye götürcen kediii' gibi söylemlerle bana geliyor.

Çıldıreceğim. Yardım edinnn bana :(

Kendimi eve kapayıp dizilerle ödüllendireceğim böyle giderse, her sene yaptığım gibi.

Lannn bir kerecikte adam akıllı bir doğum günüm olmayacak mı?

Keşke bir un kurabiyesi yapan arkadaşım olsaydı, ben üç-beş kurabiyeyle de mutlu olurdum.

Doğum günüm lannn cumartesiii işkence burukluğunda geçsin istemiyorum.
Kardeşim dışarı çıkalım bir şeyler yapalım dedi tamam dedim ne yapcez ben sevgilimle takılcem sen ne yaparsan yap dedi.

Ölmek istiyorummmmmmm :(

Ne kadar değersizim lannnn.

Örgü Bebekler, El Emeği Göz Nuru

Bu örgü bebekler harikaaa :)
Kitap okumaktan ve patik örmekten zamanım kalırsa şu metalci bebekten bir tane de kendime öreceğim :)

Yapan kişiyi merak ediyorsanız ya da daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak istiyorsanız buraya bir tıkk